tarih


NUMAN KURTULMUŞ

MERHUM GÂZİ PİYADE BİNBAŞI

 

T.C. Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuşun Muhterem dedelerinin Tercüme-i Hâli…

 

1887 Yılı Şubat ayında Kastamonuda doğdu. Kastamonu Askeri Rüştiyesinde ve Bursa Askeri İdadisinde okuduktan sonra 1903 senesinde İstanbul Harbiye Mektebine girdi. 1906 Mayıs ayında Harbiyeden Mülâzım-i Sâni (PiyadeTeğmen) rütbesi ile çıkıp Edirne’deki İkinci Orduya tayin olundu. 1907 ve 1908’de Kırcaalide vazife gördü. 1909 Temmuzunda Mülâzım-ı Evvelliğe (Piyade Üsteğmenliğe) terfi ederek Koşukavak’a naklen gönderildi. Dört sene burada kaldı. 1811 Eylülünde Balkan harbine katılmak üzere Edirneye gönderildi. Altı ay muhasarada, kuşatmada kaldıktan sonra Edirne’nin düşmesi üzerine Esir olarak Bulgaristan’da Filipe’ye sevk olundu. Yedi ay sonra esaretten kurtuldu.

Memlekete döndükten sonra vazife ile İstanbul, İzmir, İskenderun, Halep ve Urfada bulundu. 24 Temmuz 1914’de Genel Seferberliğin Îlânı üzerine birliği ile İstanbula geldi. Birbuçuk ay sonra her Alaydan kur’a ile ayrılan birer Subay meyanında, Çanakkale cephesine gidip orada hemen tamamı ile eriyen kıtasından ayrılarak , Erzurum cephesine gönderildi. 10 Aralık 1916 Çamurlu Taarruzunda sağ dirseğinden, 4 Ocak 1917’de Sanamir’de sağ kolundan yaralandı. 1 Mart 1917’de Yüzbaşı Rütbesine yükseldi. 8 Nisan 1917’de Kop dağında sol ayak bileğinden yaralanıp üç ay hastanede yattıktan sonra İstanbul’a Muamelât-ı Zâtiye emrine, buradan da Ayasofya Camiindeki bin kişilik kafileye kumandan tayin edilerek Romanya’da İbrail’e gönderildi. 4 Ocak 1918’de burada Seret nehri kenarındaki siperde dördüncü defa yaralandı. (Mazgal deliğinden giren kurşun sağ kaşının dış kenarından girip, deri ile kemik arasından geçtikten sonra dışarı çıkmıştır. Cenab-ı Hak kendilerini bukadar mühim bir yaralanmadan  birkaç damla kan ile kurtarmıştı).

Rusya ve Romanya ile yapılan anlaşmadan hemen sonra 1918 Mayısında Köstence yolu ile Alay ile birlikte Batum’a, Haziranda da Azerbaycan’a, Temmuz ortasında bölüğü ile Müfreze olarak Zengezor mıntakasında yerli Azerbaycan halkını teşkilâtlandırıp Ermeni taarruzuna karşı korumak üzere gönderildi. Bu harekatta da büyük başarılar gösterdi. Fakat İstanbul’un ihtilâf devletleri tarafından işgali sonucu Azerbaycandaki kıtaların geri çekilmesi üzerine  Batum’a, oradan Samsun’un Çarşamba kazasına, oradan da eşkıya takibi için Bölüğü ile Ünye’nin Tekkiraz Nahiyesine gönderildi. Tarih; Şubat 1919. 1920 Senesinde bölüğü ile Çarşamba’ya, Taburu ile Samsuna döndürülerek, Alayı ile Batı Cephesine gönderilip Onbeşinci Fırka’ya katıldı. Tavşanlı (…Kütahya) cephesinden Sakarya hattına çekilmekte iken Ağaçköyü civarındaki muharebede 17 Temmuz 1921’de sol elinden beşinci defa yaralandı. 26 ve 27 Ağustos 1921 Sakarya Muharebesinde Haymana’nın Güneybatısında Evliyafakih mevkiinde bir tepeyi ele geçirmek üzere Bölüğü ile Taarruz ederken elli metre mesafeden aldığı bir tüfek kurşunu ile sağ bacağının kalça mafsalından ağır şekilde yaralanmış ve Ankara Cebeci Hastanesine nakledilmiştir. Binbaşılık Rütbesi bu Hastanede yatmakta iken kendisine verilmiştir, Hastanede iki defa ameliyat geçirip dokuzbuçuk ay yattıktan sonra ancak iki koltuk değneği ile yürüyebilecek halde Taburcu edilebilmiştir. (Daha sonra vaziyeti epeyce düzelmiş ve bastonla gezebilecek hale gelmiştir).

Malülen Emekliye sevkedilmesi üzerine Ünye’ye, on sene burada kaldıktan sonra çocuklarının tahsilini yaptırabilmek düşüncesi ile İstanbul Fatih semtine ailesi ile birlikte yerleşmiştir. Ömrünün kalan zamanı İstanbulda geçmiştir.Malüliyeti hariç gayet sihhatli geçen hayatının son dört ayında kalp hastalığına yenik düştü. İlk zamanlarda tedaviden çok yarar görüyordu. Fakat ömrünün son iki ayında nefes darlığından sıkıntı çekti. 23 Kasım 1952’de vefatetti. İstanbul Edirnekapı şehitliğindeki Aile Mezarlığına defnedildi.Okumaktan ve Dîni Tetkikatdan çok hoşlanırdı. Fakir fukaraya yardımı çok severdi. Yazarak yayınlamış olduğu Beş adet İslâmi eseri mevcutdur. Okunmaya halen devam etmektedir.

 

1-      Âmentü Şerhi adı ile bilinen ve Harf İnkılâbından sonra ilk defa yayınlanan İslâm İlmihali kitabı.

2-      Binbir Hadis Tercümesi.

3-      Kur’an meraklılarına…

4-      Cuma ve Bayram Hutbeleri.

5-      Kur’an-ı Kerim Elifbâsı.

                                   

 

                          

                               Ahfadı Merhum Doktor İsmail Niyazi Kurtulmuşun kaleminden…

 

                                     Derleyen ve  yazan: Feyzullah Karaman. 1959 Sürmene Trabzon       

                                     Doğumlu…

 

                                     7 Şubat 2009-02-06. Hicri: 12 Safer 1430.  

                                                                                                                GEBZE / KOCAELİ  

 

Sürmene – Humurgân sahil bölgesinin son Osmanlı Tımarlı Sipahi Teşkilâtının Baş Tımar Ağası Hacı Yakup Ağadır. Hacı Yakup Ağa Osmanlı Padişahı Sultan İkinci Mahmut tarafından Tüm Osmanlı Toprak sistemi ve Askeri Teşkilatların ve Yeniçeri Ocağının lağvederek Asakir-i Mansure-i Muhammediyye adı ile Silâhlı Kuvvetler Teşkilâtını kurması ve bu Orduya Devletden maaş bağlaması ile Yakup Ağanın Baş Tımar Ağalığı fiilen sona ermiş oldu.

(dahası…)

Doğu Karadeniz Bölgesi;Trabzon ili Köprübaşı ilçesine bağlı, oldukça geniş bir alanı kaplayan dağınık bir yerleşim birmidir. Doğusunda Dernekpazarı ve Çaykara ilçesi, batısında Sürmene ilçesine bağlı Oylum Beldesi, Küçükdere Bucağı, Güneyde Gümüşhane ve Bayburt İli sınırları ve Kuzeyde bağlı bulunduğu Köprübaşı ilçesi ile çevrili olan bu belde dağlık bir arazi yapısına sahiptir.

Büyük Doğanlı, Küçük Doğanlı, Dağardı, Emirgân, Konuklu ve Yılmazlar olmak üzere altı mahallesi bulunmaktadır. Her mahalle kendi bünyesinde ayrı ayrı küçük yerleşim birimlerinden oluşmaktadır. Başta İsmail Ağa Yaylâsı ve Kahve Düzü Hanları olmak üzere, Taşlı, Sesli Kaya, Harmantepe. Soğuksu Hanları, Görnek, Mavriyas, Arpalı adı ile bilinen ve ve daha çok sayıda yerleşim alanı olarak Yayla ve Mezraları, Çaykara, Dernekpazarı, Gümüşhane ve Bayburt yaylâ köylerine bitişiktir.

Beldenin Güney sınırından başlayan Humurgan / Sürmene deresi Beşköy Belde merkezinin tam ortasından geçerek Köprübaşı ilçe merkezine devamla sâhil kenti olan Sürmene merkezinden Karadenize dökülür.

1998 Yılı Ağustos ayında meydana gelen sel felâketi nedeni ile yıkılan Beşköy merkez binalarının bulunduğu mekânda beldenin doğu sınırından doğarak Sürmene deresine birleşen Mesal ırmağı vardır. Sözkonusu ırmağın başlangıç noktası olan kaynak şiddetli yağmurun da etkisi ile patlayarak beşköy belde merkezindeki binaları yıkarak kırkyedi kişinin öümü ile sonuçlanan olayı meydana getirmiştir.

1929 Yılında Beşköy belde merkezinin bulunduğu Dere yatağındaki meydana gelen sel felâketi sonucunda üç kişilik can kaybı meydana gelmiş Kasaba tamamen haritadan silinmiştir.

İnsan elinin değmediği Yemyeşil ormanları ile meydana gelen doğal bitki örtüsü ve irili ufaklı çok sayıda akarsuları ile bölge Turizmine önemli katkıda bulunabilecek yapıya sahiptir. Bitki örtüsü bakımından zengin ağaç çeşitleri ile süslenmiştir. Ormanlarında ağaç çeşidi olarak küçükten büyüğe sırası ile Komar. Zifin, Ligarba gibi yerel maki bitkileri boyunda küçük ağaçlar; Meşe (Pelit), Kayın (Gürgen), Ardıç, Akasya (İspendam), Kızılağaç, Kestane, Çam ağaçları bulunmaktadır. Kabuklu meyve ağacı olarak Ceviz ve Fındık yetiştiriciliği devam etmektedir. Meyva ağaçları olarak bol miktarda Armut, Elma, Siyah üzüm, Erik çeşitleri İncir ağaçları vardır.

Bölgede Çay ve Fındık önemli geçim kaynağıdır. Başta Mısır olmak üzere Patates, Fasulye, Kara Lahana ve diğer sebze çeşitleri yetişmektedir. Arazi yapısı engebeli olduğundan ancak bölgede ancak Meyva Tarımı yapılabilmektedir. Kişi başına düşen arazinin çok az olması nedeni ile Ailelerin il dışına göçleri devam etmektedir. Dağ Manzaraları ve Maden suları bakımından zengin olan bir bölgedir. Trabzon ilinin ençok ildışına göç veren yerleşim alanıdır.

Köprübaşı ilçe merkezine uzaklığı 3 Km; Sürmene ilçe Merkezine ve Karadeniz kıyısına olan uzaklığı 17 Km’dir.

Beşköy Beldesi’nin Tarihi çok eskilere dayanır… Beşköy Beldesi halkı yaklaşık Mîlâdi 1880 veya daha sonraki yıllarda Trabzon ili Of ilçesine bağlı olan Çaykara Nahiyesi ile Dernekpazarı kasabası arasında Dernekpazarının Beşköy Beldesi Batı dağ yamaçlarınan doğarak Solaklı Deresine dökülen Holo Deresi adı ile bilinen dereboyundaki Yedi Pâre (tane) Köyden Kuruçeşme ve Ayı Meydanı olarak bilinen Dağın arkasına doğru gelerek yerleşti.

Bölgeye ilk yerleşim; Koyun Çobanlarının eski adı Kalist olan ve yeni adı Konuklu olan mahallede kabak çekirdeklerini unutup bırakmaları; Ertesi yıl sözkonusu çekirdeklerden çok sayıda ve irice Beyaz Kabakların oluştuğunu gördüklerinde, yerli halk dilinde Kelif adı ile bilinen barakalar yapmaları süreci ile başladı.

Daha sonra Kahvedüzü Hanları mevkiinin bulunduğu Sürmene ilçesi Küçükdere bucağı Yazıoba köyü ile arka arkaya yerleşik olan ve eski adı Holomezire olup yeni adı Yılmazlar Köyü / Yılmazlar mahallesi olan köye; Dernekpazarına bağlı Holo köylerinden eski adı Kalanas; Yeni adı Çalışanlar köyü merkezli olmak üzere çok sayıda ahâlinin Mezra / Mezirelik olarak adlandırılan binalar yaparak ilk yerleşim alanları oluşturmaları ile devam etti.Yılmazlar Mahallesi Merkkez Camii olan Mezire Camisi Tarihi Kitabesinde Hicri 900 Tarihinde yapıldığı yazılıdır.Bu tarih Miladi olarak 1466 yılıdır. Buna göre Fatih Sultan Mehmed’in Trabzonu Fethettiği 1461 yılından 5 yıl sonrasına denk gelmektedir. Bundan anlaşıldığına göre bölge halkının Dernekpazarı yeni ilçesinin Holo köylerinden bu bölgeye göç ederek yerleşmesi Trabzonun Fetih tarihi ile örtüşmektedir.

Yaklaşık bu Trabzonun fetih tarihlerine yakın zaman içerisinde oluşturdukları bu Mezralarda deneme amaçlı yapılan ekinlerin hayli fazla mahsul vermesi ve Küçük ve büyük baş olmak üzere zamanın şartlarında hayvancılık yapmaya uygun olması bölgenin yerleşik hayata uygun olduğunu gösterdiğinden Holali halk bölgeye dört büyük akrabadan kişiler yerleşerek sırasıyla eski adları ile Küçük Arhancelo (Küçük doğanlı), Büyük Arhancelo (Büyük doğanlı), Bedrigân (Emirgân), Okşoho (Dağardı) köyleri oluşturdu.

Beş Holo köyü olan bu Köyler Of ilçesine bağlı Çaykara Nahiyesinin İlçe olup Oftan ayrılması üzerine Dernekpazarı (…Eski adı Kondu olan) Bucağına (Nahiyesine) bağlı beş pâre köy olarak 1957 / 1961 yıllarına kadar Çaykaraya bağlıydı. İlçeye ulaşım Konuklu Köyü başlarında olan Kuruçeşme ve Ayımeydanı istikametinde yer alan tek kervan yolundan sağlanıyordu. Çaykara ilçesinden ayrılarak Köprübaşı ve Sürmeneye bağlanan son Köy Dağardı Köyü (Okşoho) oldu.

Birinci Dünya Savaşında Rusların Bölgeyi işgal etmesi ile Beldenin Güney doğusunda yer alan Madur dağı eteklerinde şiddetli çarpışmalar meydana geldi. Bu Çarpışmalarda savunma hattı oluşturan yerli Milislere ait Harmantepe şehitliğini çok sayıda yerli ve yabancı Turist ziyaret etmektedir. Beşköy Beldesi, Dernekpazarı ve Ataköy Yaylâlarında Büyük ve Küçük baş Hayvanlarının otladığı meralarda çok sayıda ‘u’ şeklinde kazılmış Makinalı Tüfek mevzilerine dolu Tüfek mermileri ve bu mermilere ait mermi kovanlarına rastlamak mümkündür.
Sürmene ilçesinden denize dökülen Humurgân deresinden Derboyu Köprübaşı Sürmene Karayolunun imece usulü Devlet Vatandaş işbirliği ile yapıldıktan sonra Beşköy Beldesinin bu Köyleri birer birer Köprübaşı bucağı (Nahiyesine); Dolayısıyla Sürmene ilçesine bağlandı. 1990 Yılında Köprübaşı bucağının oluşturulan yeni ilçelerle birlikte ilçe olması ile Beş Pâre Köyler ile birlikte Holo Mezire de Köprübaşı İlçesine bağlanmış oldu.

1994 Yılında da sözkonusu köylerden oluşan bu bölge Beşköy adını alarak Belediye oldu. Son yapılan Nüfus sayımına göre 1998 Yılında meydana gelen sel felâketi nedeni ile Merkez idâri binalarla birlikte çok sayıda binaların yıkılması üzerine bölge halkı Başta İstanbul olmak üzere Bursa, İzmit illeri ve Gebze ilçesi gibi sanayisi gelişmiş bölgelere çok göç verdiğinden 2500 – 2300’lere kadar düştü. Beşköy Beldes’inin yeni merkezinde bir ilköğretim okulu hizmet vermekte olup Öğrenci sayısı Yüzonbeşlere ulaşmıştır. Belde halkı bölgeden Ekonomik nedenlerle her ne kadar göçmeye devam etseler de; Doğdukları bu mekânların Baba ocağı olarak gönüllerindeki yerini hiç bir şey doldurmamaktadır.

Folklörü; Örf, âdet ve gelenekleri ile Çaykara ve Dernekpazarı ilçeleri ile Yaylâlarda komşu olan Beşköy halkının göç ettikleri taihten yakın zamana kadar beraberlikleri asla bozulmamış olup bu birliktelikleri hâlen devam etmektedir.

Çaykara, Dernekpazarı ve Beşköy Beldesinin köylerinden herhangi birinde doğmuş bulunan her vatandaş bu yerleşim birimlerinin herhangibirine yolu düştüğünde hangi kapıyı çalsa; Kapı komşusunun evindeki gibi ağırlanır… Sahiplenilir. Beşköy Beldesinin kültürel ve sosyal konumunun getirdiği bu özellik 1998 sel felâketinin meydana gelmesi ile bölgeyi ziyaret eden duyarlı vatandaşların tanıması ile bir cazibe merkezi haline getirmiştir.

Yakın tarihte Türkiyenin kalkınma düzeyinin yükselmesinde önemli katkıları bulunan iki Devlet büyüğümüz olan Mâliye eski bakanlarından Türk Siyasetine damgasını vuran Adnan Kahveci, Eski Vâlilerden Yerel yönetimlerde destanlar yazan Siyaset Bilimci Bilim Adamları tarafından Adam gibi Vâli olarak tanıtılan Vâli Recep Yazıcıoğlu ve Tabâkat-ı Fukahadan Hacı Sefer Efendi (Saka) ve Dersiam Hacı Yusuf Efendi (Yazıcı); Beşköy Beldesinin yetiştirdiği ünlülerdendir.

Beşköy Beldesinin yerleşim alanlarında Çevre Mimarisi; zengin bir Kültürel yapıya sahiptir. Hem Kış, hemde Yaz mevsimi; Yılın tamamında ikamet edilen evlerin yanında Bahar aylarında göçülerek bir süre oturulan Kom ve Mezraa Mahalleleri bulunmakta, ayrıca Yaz boyu oturularak göç edilen Yaylâ evleri ve yayla mahalleleri bulunmaktadır. Bü,yük şehir ve Kent merkezlerine göç etmeden önce halk bir yılda iki göç yaparak büyük ve küçük baş hayvanlarla Aile ekonomisine katkıda bulunurlardı. Sözkonusu yerleşim alanları genç kuşaklar tarafından Tâtil köyü olarak kullanılmaktadır. Bu mahalleler Beldenin Doğusu ve Güneyinde sırası ile Köğüş Düzü, Sokak dibi (Orta sokak), Köprü Suyu, Görnek, Kugullar Açmalar Mezra ve Kom mahalleleri yer almaktadır. Batı ve Güneybatıdaki Mezra ve Kom mahalleleri sırsıyla Kahvedüzü Hanları, Soğuksu, Harmantepe Taş Kabanı olmak üzere Belde dahilinde on tanedir. Piknik alanı niteliğinde Görnek, Kahvedüzü Hanları, Soğuksu ve Limon Suyu Hanları olmak üzere dört adet Yaylâ kasabası bulunmaktadır.

Hazırlayan ve Yazan:

Feyzullah Karaman

Yusuf oğlu

1959 Sürmene doğumlu…

Emekli Din Görevlisi.