TARİHİ VE COĞRAFİ KONUMU İLE SÜRMENE İLÇEMİZ

Doğusunda Of, Dernekpazarı ve Çaykara, Batısında Araklı, Güneyinde Köprübaşı İlçesi ve Gümüşhane İli, Kuzeyinde Karadeniz bulunmaktadır. Deniz seviyesinden Yüksekliği (Rakımı) 10 metre olup Trabzon İlinin 50 Km Doğusunda yer almaktadır. Bir Bucağı (Nahiyesi), dört Belde Belediyesi, kırk köyü olan Sürmene ilçe Teşkilâtı 1854 Yılında kurulmuş, Sürmene merkezinin İlçe Belediyesi de 1876’da kurulmuş olup halen hizmet vermeye devam etmektedir.

İlçe Merkezinin bulunduğu yerin eski adı Humurgân olup sonraları Tabiat güzelliklerine fazlasıyla sahip olması,havasının ve suyunun hoş olmasından dolayı bu kente güzellik anlamına gelen Sürmene adı verilmiştir.

1916’da Sürmene’de diğer ilçe ve yerleşim alanları gibi Rus istilâsınsa uğramış 25 Şubat1918 tarihinde düşman istilâsından kurtulmuştur.

Tabiatın yeşili ile denizin mavisinin birleştiği bir güzel kent olan Sürmene halkı geçimini başta Fındık olmak üzere Çay ,Mısır ,baklagiller ve Narenciye türü, benzer tarım ürünlerinden ve sahil kenti olması nedeni ile balıkçılıktan sağlamaktadır.

Sürmene ilçesi kokulu siyah üzümü, Yerli ekşimsi elması ile bilinir. Yakın tarihte yeni bir meyva çeşidi olan Kivi ve Pepino yetiştiriciliği bölgede yetişen Meyva Tarımı ürünleri; önemli gelir kaynakları arasında yer almaya başlamıştır.

İlçede; yedi tanesi de özel sektöre ait olmak üzere sekiz adet Çay Fabrikası bulunmakta olup üretime devam etmektedir.

Kent merkezi sahil boyu Of ilçe sınırına 6-7 Km doğuda Yeniay ve Çamburnu Sahil Liman Belde Belediye sınırları içerisinde kıyı şeridinde 800 – 900 Tonluk büyük Deniz Motorları yapılmakta olup Büyük Gemi Tersaneleri yapımı bölgede devam etmektedir.Bu iki Beldedenin ikisine birden eski adı ile Mahno ve Sargona denilmekte ve halen bu bölge aynı ad ile anbılmaktadır.

Deniz Motorları Balıkçı Tekneleri Ustalığı Atadan, baba ve dededen genç kuşaklara devam eden önemli bir meslek koludur. Sürmene sahllerine özel;Yakın Deniz Taşımacılığında ve balıkçılıkta kullanılan ve Taka adı ile bilinen vasıtaları meşhurdur.

Konum itibari ile Sürmene ilçesi sahil liman köşesi olarak bilinen Balıklı mahallesinde 1950’tarihlerinde inşa edilerek bir süre avlanmada kullanılmış bulunan Tarihi Sürmene Takası özelliğine sahip bulunan örnek balıkçı motoru; yetkili özel veya tüzel kişilerin korumaya kararlı bir elin kendisine uzanacağı günü mahzun bir hal üzere beklemektedir.

El tezgahlarında üretilmekte olan çelik bıçak imalatı üzerinde Dünyanın sayılı kentleri arasındadır. Karadenize özgü bir çalgı aleti olan Kemençe ustaları Sürmene ilçesinden hiçbir zaman eksik olmamıştır. Engebeli ve tamaç arazilerde kullanılabilen tarım aletlerinden Bel, Kazma veTaş kesme işçiliğinde kullanılan aletleri yapan Demirci Ustaları mevcuttur.

Bıçak sanayi üzerine yakın tarihte kurulan fabrika SürbisaA.Ş ; Sürbıçak San A.ş. üretime devam etmektedir.

İstanbul, Ankara ve İzmir… Büyükşehirlerindeki Sanayicilerin önemli bir bölümü 1975 ve daha önceki yıllardan sonra Sürmene ilçemizden bu şehirlere göçmüş müteşebbis vatandaşlardır. Türkiyenin başta Karadeniz olmak üzere Marmara, Ege ve Akdeniz olmak üzere bütün sahil kentleri ve yerleşim merkezlerinde Sürmeneli balıkçı, Motor Ustası, Ahşap kayık, sandal ve yat Ustalarına rastlamak mümkündür.

Gelenek ve Çevre Kültürüne çok önem veren Sürmene insana dürüst ve çalışkan olup, Sosyal ve Kültürel alanda Türkiyenin kentleri arasında ön sıralardaki yerini korumuştur.

Türkiye geneline oranla okullaşma oranının en yüksek olduğu ilçelerden ilk sıralarda yer almakta, Sürmeneli iş adamları Okul yapma ve yaptırma yarışında ilerdedir.

1995 Yılında emekli olmuş bulunan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Halis Burhan Sürmene Petekli mahallesi doğumlu…

Cumhuriyet Devri Tabâkât-ı Fukahâ’dan olup toplam 11 adet yazılı eseri bulunan; yine yakın tarihte emekli olmuş olan T.C. Diyanet İşleri Başkanlarından Dr. Tayyar Altıkulaç’ın Hocası Merhum Muhammet Esat Dilâveroğlu Aydın Nazilli Müftüsü Sürmene Aksu köyü doğumlu olmak üzere bu büyüklerimiz Trabzon ili Sürmene ilçemizin yetiştirdiği ünlülerdir.

Doğal Güzellikler ve Gezi alanları bakımından da zengin bir ilçe olan Sürmene; Başta Koyun yatağı veya bazılarının da Konya dağı adı ile bildiği mevkiye ait Piknik alanları ve şehitlik ormanı, Çamburnu Ormanı Piknik alanları; Karadeniz Türkülerine konu olan Çamburnu Bayırı olmak üzere iki önemli Milli Park; Sürmene İlçe sınırları içerisinde yer almaktadır.

Sürmene Kent merkezi, Ortamahalle Belediye sınırları içerisinde, Taş Kale (Sürmene Kalesi) M.Ö. 2000 ve 3000 yıllarına dayanan Tarihî bir geçmişe sahip olup 1400 Yıllarında Deniz Ticareti Taşımacılığında bir depo ve sığınak yeri olarak Cenevizli Denizciler tarafından kullanılmış olduğu bilinmektedir.

Kuzey Anadolu İslâm-Türk Mesken Mimarisinin en güzel örneklerinden olan Cumbalı Sürmene Evleri oturma, barınmanın yanında denize bakan yüzlerine bakarak seyredilmelerine doyum olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Çamburnu Beldesinin Tarihi evleri ve konaklar görülmeye ve gezilmeye değer estetik özelliklere sahiptirler.

Sürmene Belediye Kent Merkezi sınırları içerisinde, Trabzon Rize karayolu üzerinde Balıklı Mahallesi Kastel Deresinin Karadenizde birleştiği sahilde 1856-1858 yıllarında yapılarak inşa edilmiş olup bir Kale görünümünü andıran Hacı Yakupoğlu Memiş Ağa Konağı bulunmakta ve Kuzey Anadolu Mimarisinin en güzel örneklerinden birini oluşturmaktadır. Bu Kale Konak yapıyı her gün çok sayıda yerli ve yabancı Turist ziyaret etmektedir.

Sürmene ilçe Merkezine ve Belediye sınırları içerisindeki mahalleleri:

Aşaı ve Yukarı Çavuşlu, Balıklı mahallesi, Çamlıca, Çarşı mahallesi, Ortamahalle (Kale Mahallesi), Soğuksu mahallesi, Petekli mahallesi, Yemişli ve Zeytinli mahallesi…

Sürmene ilçe Merkezine bağlı Belde Belediyeleri:

Çamburnu, Ormanseven, Oylum ve Yeniay Beldeleri…

Belde ve Belediye sınırları dışında olup Sürmene ilçe merkezine bağlı bulunan Köyler.

Aksu Köyü, Çiftesu, Gültepe, Karacakaya, Muratlı, Ortaköy, Üzümlü ve Yokuşbaşı köyleridir.

Sürmene ilçe merkezine bağlı Küçükdere bucağı ve Köyleri:

Armutlu, Aşağıovalı, Çimenli, Fındıcak, Güneyköy ve Konak köyü olmak üzere altı tanedir.


Hazırlayan Ve Sunan:

Sürmene Din Görevlilerinden…

Feyzullah Karaman

Yusuf oğlu 1959 Sürmene

Doğumlu…

KURUM OLARAK AĞALIK VE AYANLIK…

Ağa: Osmanlı İmparatorluğu Devlet Teşkilâtlarında görevlendirilen Üst düzey yönetici….Şeklinde tanımlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde okuma yazma bilmeyip Bilge olan kişi ve şahıslara da halk arasında Ağa… İlmî Kari[1]yeri olan Bilge kimselere de Efe denilirdi.

Ağalık kavramı; Osmanlı İmparatorluğu dönemi içerisindeki uygulamaları sonucu iki şekilde mütala’a edilebilir. Birincisi Osmanlı ‘nın Kuruluş ve Yükselme Devri içerisindeki Ağalık dönemi, ikinci Ağalık Dönemi ise İmparatorluğun Kanun hâkimiyetinin kaybedilmeye başlaması ile başlayan ve Gerileme Devri sürecinin başladığı zaman içerisindeki Ağalık dönemi olarak bilinir.

Uzun süren ve mağlubiyetle sonuçlanan muharebeler Osmanlı idâresini Anadoluda çok zor duruma düşürmüştü. Bunun sonucunda köylerin, yörelerin ve hatta bazı bölgelerin idaresi oralardaki kuvvetçe önde olanların; Aşiret reislerinin ve şahısların eline geçmiş oldu. Bunlara karşı bir şey yapabilecek durumda olmayan Osmanlı Devleti kendilerine Tüzel kişilik benzeri adına Ayan adını verdiği Devleti temsil etme yetkisini vermek zorunda kaldı.

İktidarlarına ve dayandıkları kuvvete göre bir veya birçok köyü, yöreleri veya bölgeyi idare eden Ağalarını pek çoğu, Ayan Ağalığı adını kullanırlardı.

Ayan; Arapça Ayn kelimesinin çoğulu olup eşraf, vücuh (darda kalan şahısların himayesine sığınabileceği), yetki sahibi erkân kelimesi ile eş anlamlı olup Gözcü anlamını taşımaktadır.

Uygulama ve realitede Yerli Hânedanlar, Derebeyi ve Mütegallibe tâbirleri ile ifade edilmektedir.

İkinci Meşrutiyete kadar gelen Ordu Teşkilâtında Yüzbaşı ile Binbaşı arasında Kolağası (Takım Komutanı) oarak görevlendirildikleri bilinmektedir.

Yine bu Teşkil3atlarda Mülâzım, Yüzbaşı ve Binbaşı gibi Alaydan yetişme Zâbitler de Ağa Ünvânı ile adlandırılmakta oldukları bilinmektedir.[2]

Ayan Ağalığının kurumlaşması; Onaltıncı Yüzyılın ikinci yarısından itibaren memleketin idaresinde ve nizamındaki aksaklıkların belirmesi ile önem kazanmaya başladı.

Özellikle bir bölgede yapılacak işlerde Vali ve Kadıların muhatabı Baş Ayan olan Tüzel kişi idi. Ayan Ağalarının ellerindeki bu güçleri nereden aldıklarına bakılacak olursa; 1559 Yılından itibaren Kapıkulu ve diğer Askerî erkânın Yeniçeri Ocağından ayrılanlar iltizam yolu ile iktisâdi yönden güçlenerek kendilerine katılması ile önemleri artmış; Devlet Tecrübesi kazanmış olmalarının yanında; bazen işlerinin yoluna koyulabilmesi için, bazen de Devlete olan Nakdî Vergisini ödeyebilmek için kendilerinden borç alan halkı kendilerine daha bağımlı hale getirmişti.[3]

Böylelikle Ayan’lar iktisâdî ve ictimai bakımdan giderek güçlerine güç katarak Devletin bir kurumu haline gelmiş oldu. İmparatorluğun bozulan Maliyesi onlardan borç para alma durumuna düştü. Ayanlar Fransa ve diğer batılı ülkelerde olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu içerisinde de Derebeylik konumuna yükselme sürecine girdi. Şehir ve kasabalarda Devlet ile Halk arasındaki ilişkileri düzenleyen kişi, kurum ve kuruluşların adı Ayan olarak Osmanlı Tarihindeki önemini korumuş oldu.[4]



[2] Fetihten Günümüze Sürmene Tarihi (1465-1914) ve Hacı Yakupoğlu Hânedan Ailesi (Hacı Yakupzâdeler).

Emekli Deniz Binbaşı Fazlı Yakupoğlu. / 1914 – 1939. İstanbul.

Osmanlı Türkçesi (Kur’an-ı Kerim Alfabesi) ile yazlı bulunan kaynaktan Çeviri ve Sâdeleştirme…

Feyzullah Karaman. 1998/ Sürmene.

Mustafa Cengiz Baştimar Arşivi 1998/ Sürmene

[3]A.g.e.

[4] A.g.e.