HZ MUHAMMED (SAV)’İN HAYATI

 

Peygamberlerin sonuncusu ve İslâm Dini’nin Peygamberidir.

Mekke’de doğdu. Kureyş kabilesinden Abdulmuttalip bin Abdullah’ın oğludur. Annesinin adı Âminedir. Babası, Muhammed doğmadan ölmüştür. Annesi Âmine, Muhammedi bir süre Mekke’nin Köy halkını meydana getiren ailelerinden birine Süt Anne Halime Hatun’a emanet etmiş, sonra da Yesrib şehrinde (sonradan bu şehrin adı Medine olmuştur) bulunan Muhammed’in dayılarının yanına götürmüştür. Fakat anne oğul burada çok kalmadılar. Âmine, oğlunu yanına alarak Mekke’ye doğru yola çıktı. Fakat yolda hastalanarak öldü.

Muhammed’e ölen annesinin yerine Dadısı Ümmü Eymen baktı…

Daha altı yaşında iken öksüz kalan Muhammed’i amcası EbuTalip, himayesine aldı. Ebu Talip, kimseye muhtaç olmadan, çalışarak hayatını kazanan bir insandı.

Muhammed, bütün Mekkeli çocuklar gibi yetişti. Amcasının çocukları ile birlikte, Mekke sokaklarında oynayarak ilk çocukluk günlerini geçirdi. 14 yaşına geldiğinde, amcası ile birlikte ve onun yanında ticaret hayatına atıldı. Kervanlarla Yemen’i, Suriye’nin büyük bir bölümünü gezdi.

Fakat, Muhammedin bu ticaret ile ilgili gezileri ve tüccarlığı ancak iki yıl kadar sürebildi.

Muhammed her gün bilgisini, görgüsünü artırdığı geniş bir dünyadan, daracık bir şehrin içine kapanmağa mecbur olunca, Mekkeyi, eskisinden daha çok yadırgamağa başladı.

Yeniden tüccarla sefere katılmak istedi, fakat, onu kimse yanına almadı. İşsiz kaldığı için, bir süre, çapulcu kabileleri cezalandırmak için sefere çıkan gönüllüler arasında Ficar savaşlarına katıldı. Kısa süren bu işinden sonra da bir süre, zengin bir adamın sürülerini gütdü (çobanlık yaptı).

Bu sıralarda Mekkede zengin bir dul olan Hatice adında bir kadın, işinin başında bulunacak, dürüst bir insan (yardımcı) arıyordu. Bu iş için , Muhammed’ten daha iyisi bulunamazdı. Adamları aracılığı ile Muhammede bu işi teklif etti. Muhammed te amcasına danıştıktan sonra, Hatice’nin yanına yardımcı olmayı kabul etti.

Muhammed, bu yeni işinde, kısa zamanda büyük başarılar kazandı. Başka bir adam olmuş gibi idi. İşi o kadar ileriye götürdü ki, birkaç yıl içinde, Haticenin ticarethanesini eski zenginliğine ulaştırdı.

Ticaret hayatına artık alışmış olan Muhammed, zamanla Hatice’nin kendisine bağlandığını gördü. Kısa bir süre sonra da Hatice ile evlendi.

Kırk yaşına gelen Muhammed, bir tarafta zenginliği, bir taraftan da geniş bilgisi, güzel konuşması ile, sohbet toplantıları için aranan bir insan olmuştu.

Fakat Muhammed, kendi iç dünyasına daha sık kapanmağa başlamıştı. Eskisi gibi kalabalıklardan pek hoşlanmıyordu. Sık sık, Mekke çevresindeki Hira dağına çıkıyor, orada saatlerce kalıyor, kendini dinliyordu.

On yıl boyunca Muhammed, eski hayatından tamamen uzak, bu yeni hayatını izledi. Hira dağı ve çevresi, onun sık sık gittiği yerler oldu.

Gün geçtikçe Muhammed, dış dünya ile olan ilgisini tamamen keser bir duruma geldi. Artık eskisi gibi ne konuşuyor, ne yiyip içiyor, ne de uyku uyuyordu. Hira dağı yamaçlarında, ovaya bakan bir mağarayı kendine barınak yaptı. Günlerini, gecelerini orada geçirmeye başladı.

Dağdan, boşluklardan gelen birtakım sesler duymağa başlamıştı. Bir takım hayaller görüyordu. İlkin çıldırdığını, cinlere çarpıldığını sandı. Fakat müjdeci meleği , ‘’Cebrail Aleyhisselâm’’ı süreli olarak, hemen her yerde görmeğe başladı.

Allah’ın büyüklüğünü düşünüp kendi kudretsizliğini anladığı bir gece, gördüklerinin, düşündüklerinin gerçek ya da gerçek dışı olduğunu söyleyecek bir doğru sözlü kimse bulmak istedi. Hatice’ye koştu. Hatice, O’nu şefkatle dinledi. Muhammed aylardır gördüğü rüyaları, hayalleri anlattı. Bunların gerçek olup olmadığını, Hatice’nin kendisine söylemesini istedi.

Hatice Muhammed’i alıp amcazâdesi Varaka’nın yanına götürdü. Olan biteni ona anlattılar. Varaka:

-          Müjde ya Muhammed, dedi. Sen, Meryem’in oğlu İsa’nın haber verdiği son Peygamberisin. Sana görünen Melek, Hazret-i İsa’ya da görünen en büyük melektir. İnsanlar, ilkin sana inanmayacaklar, sana yalancı diyecekler, sana hakaret edeceklerdir. Fakat sen, bunların hiç birine aldırma, dayan. Bu Ümmetin peygamberi olacaksın.

Muhammed bir süre sonra gördüklerini (sıra dışı halleri) yeniden görmeğe başladı. Üç yıl sonra da, inancını çevresindekilere yaymağa başladı.

Kendisine ilk inananlar arasında, en candan yakınları vardı: Eşi Hatice, amcasının oğlu Ali, kölesi Zeyd.

Sonunda, Kâbe meydanında halkın karşısına çıkmayı denedi. Şiir dolu bir konuşma ile hemşerilerini Hak Dinine çağırmağa başladı. Muhammed’e göre, bütün insanlar, bir tek Allah’ın kulu idiler. O’nun kudreti ve merhameti karşısında bütün insanlar eşitti. Bu sebeple bütün insanlar birbirlerine yardım etmeli, dünya malına düşkünlük göstermemeliydiler.

Aylar geçtikçe, Muhammedin çevresine katılanlar, Muhammedin getirdiği bu yeni Dine inananlar da artmaya başlamıştı. Yoksullar ve köleler kalabalığının yanında, zenginler  de Muhammed’in Dinine inanmağa başlamışlardı.

Ancak, Kureyşliler, bu yeni inanca kapılarını kapatmış durumda idiler. Onlar, Muhammed’e inanmıyorlar, inanalara da engel olmak istiyorlardı. Muhammed’e bile, sokağa çıktığında hücum ediyorlar, üstünü başını yırtıyorlar, Müslümanlığı kabul etmiş olan fakir halka, özellikle kölelere de çeşitli işkenceler yapıyorlardı.

Gün geçtikçe, Muhammed’in Meke’de yaşamasına imkan kalmamağa başlamıştı.

Bu sıralarda, Mekke’nin yakınlarında bulunan bir başka şehir halkı, Yesrib’liler (sonradan bu şehrin adı Medine olacaktır), Muhammed’i, kendi şehirlerine çağırdılar. Sonunda, Muhammed te, Mekke’den ayrıldı.

Müslümanlar, Peygamberin ‘’Hicret’’denilen bu göçünü İslâm Tarihi’nin başı olarak kabul etmişlerdir (12 Temmuz 622 Cuma).

Mekkeliler Muhammed’in Göç ettiğinin farkına çok sonra varabildiler. Muhammed’in evini gözetleyen Kureyşliler, O’nun orada serilmiş bir yatakta yattığını görüyorlardı. Sabah şafak sökerken, Muhammed’in evine hücum ettiklerinde, yatakta yatanın Muhammed değil, Ali olduğunun farkına vardılar. Muhammed, bu sıralarda, Mekkeden çok uzaklarda bulunuyordu. Aldandıklarını üzülerek anladılar: Muhammed Mekkeden çoktan ayrılmıştı.

Muhammed’in peşinden süvariler koşturdular. Peşine düşenler, Yesrib’in ilk Palmiye ağaçlarını uzaktan geçmişlerdi ki, Muhammed, yanında Ebubekir olduğu halde oraya yerleşmiş bulunuyordu.

Ahmet Cevdet Paşa Kısas-ı Enbiya adlı eserinde, Hazret-i Muhammed’in Mekke’den ayrılışını şu şekilde anlatır:

‘’O gün Hazret-i Muhammed, akşama kadar Ebu Bekir’in evinde kaldı. Gece, Ebu Bekir ile birlikte çıktılar ve Nur dağına doğru gittiler. Nur dağında ıssız bir mağara vardı. Oraya girdiler. Derhal Allahü Tealâ’nın emri ile bir örümcek gelip mağaranın ağzına ağılarını gerdi. Bir çift yabani güvercin de gelip buraya yumurtladı. Kureyşin arayıcıları, Nur dağının her yanını aradılar. Arayıcılardan bazıları bu mağaranın ağzına gelmişlerdi. İçlerinden biri:

-Şu mağarayı da arayalım dedi.

İçlerinden Ümeyye:

-Tanrı akıllar versin. Muhammed doğmadan bu örümcekler ağlarını örmüşler, dedi. Bunun üzerine arayıcılar döndüler. Oysa ki, mağaranın ağzına geldikleri zaman Hazret-i Muhammed ve Ebu Bekir onları görüyorlardı.’’

Yesrib’e bundan sonra, Peygamberin şehri anlamına ‘’Medinetü’n-Nebi’’ demeğe başlandı. Bu ad, sonradan Medine olarak kalmıştır.

Muhammed Medine’nin iç düzenini kurduktan sonra, kendisine bir ordu hazırlamak işine girişti. Ordusu hazır olunca da kendilerine çok zorluk göstermiş olan Mekkelileri yenilgiye uğratmanın çarelerini aramağa başladı.

Mekke’lilere karşı ilk zaferini, Bedir vahası çevresinde kazandı.

Mekke’liler, bu yenilgilerinin öcünü almak için, Muhammed üzerine yürümede gecikmediler. Muhammed kuvvetleri, Uhud’da yenilgiye uğradı.

Muhammed Medine’de ordusunu yeniden düzenledi. Nitekim, ertesi yıl, Mekke’lilerin yeniden hücuma kalkarak Medine’yi kuşatmaları, Muhammed’in bu hazırlıkları ile, bir sonuca varamadı. Medine çevresine kazdırılan derin hendeklerin arkasında, büyük bir kudretle savunmasını yapan Muhammed, Mekkelilerin bir sonuç alamadan geri dönmelerini sağlamış oldu.

Gün geçtikçe İslâm inancını daha çok yaygın duruma getirmeyi başaran Muhammed, bir taraftan kuvvetli bir devletin gerektirdiği teşkilâtı kurmayı başarırken, bir taraftan da İslâm inancını, herkese, en küçük ayrıntılarına önem vererek anlatmaya çalışıyordu.

‘’Hayatındaki bütün gayret ve çabaları, kendisine inananları daha insan, daha merhametli, daha kardeş düşünceli yapmak olan Muhammed’e bir gün İslâm Dini’ni kabul eden birisi geldi:

-Bana İslâm Dîni’nin esâsını anlat dedi.

Hazret-i Muhammed, ona, şu cevabı verdi.

-Kimse hakkında kötü söz söyleme…

Başka biri şu suali sordu:

-Ölen annemin hâtırasını nasıl anayım?

Muhammed cevap verdi:

-Su ile. Onun adına bir kuyu kaz. Susayanlara su ver.

Yeryüzünün yaratılmasını, birgün şöyle anlatmıştı:

-Allah, yeryüzünü yarattığı zaman büyük bir sarsıntı olmağa başlamıştı. Sarsıntıyı kesmek için Allah, yüksek dağları dünya üzerine yerleştirdi, sarsıntı böylece durdu.   

Cennetdeki melekler, bunu öğrenince, dağların kudretine şaştılar. Dağların, Allahın yarattığı en büyük kuvvet olduğuna inandılar. ‘Daha kudretli bir şey yarattın m?’ diyerek Hak Tealâ’ya sordular… Allahü Tealâ buyurdu: Demir daha kuvvetlidir, dağları eritir’. Melekler yine sordular: ‘Öyle ise demir en kuvvetlidir’, Allah ‘Hayır’ buyurdu. ‘Ateş ondan üstün gelir, çünkü demiri eritir’. ‘Peki, ateşten daha kuvvetli bir şey varmıdır?’ diye sordular. Allah kendilerine ‘Ateşi söndüren su’ diyerek buyurdu. ‘Sudan daha kuvvetlisi varmı? diyerek sordular. Allah ‘Evet, Rüzgâr sudan daha kuvvetlidir’ buyurdu.

Bunun üzerine melekler, ‘Ey Yüce Rabbimiz, yarattığın en kudretli şey nedir?… Diye sorduklarında Allahü Tealâ O’nlara cevap verdi:

‘’Yarattıklarımın en mükemmeli ve en güzeli, sadaka veren en merhametli insanlardır. İnsan sağ elinin verdiği sadakayı sol eline duyurmazsa, makamı  bütün varlıkların üstüne yükselir’’

Muhammed, uzun süren ayrılıktan sonra, Mekke’ye gidebilmek düşüncesini gerçekleştirmeğe çalıştı.

Mekke’yi kesin olarak teslim almanın zamanı geldiğini gören Muhammed, onbin kişilik bir kuvvetle gizlice Mekke üzerine yürüdü. Mekke’yi kuşattı. Muhammedin üzerine geldiğini duyan Mekkeliler, dehşete kapılarak ona bir temsilci gönderdiler. Fakat Muhammed, Mekkenin bu temsilcisine:

-Mekke’yi ebediyen Fethedeceğim. Kutsal şehre girdiğim zaman, evlerinde sessizce oturanların hayatlarını bağışlayacağım. , diye, tek çıkar yolu gösterdi.

Ertesi sabah Muhammed, İhram adı ile bilinen Hac kıyafeti ile, bir beyaz deveye binip, Ebu Bekir ile birlikte, kutsal şehrin kapılarına dayandı. Ebu Bekir ile birlikte yaya olarak Mekke sokaklarından Kâbe meydanına  doğru ilerledi. Kâbe’yi yedi defa Tavaf etti. Elindeki âsa ile bütün putları kırdı. Suçlu olduklarına inandığı az kimseye ölüm cezası verdi. Yağmaya engel oldu. Gün kavuşmaya başlarken, yıllardır istediği şeye kavuşmuştu. Kâbe meydanından, bütün Mekke’ye doğru, Dâvudî bir ses:

‘’-Allah en yücedir’’,‘’ Allah en yücedir’’… Diye bütün Mekke’yi çınlatmaya başlamıştı.

Muhammed Mekke’yi Fethettikten bir süre sonra Allahü Tealâ’nın adına yakışır birbüyüklükte bir devlet kurmak için hazırlıklara girişti. Ancak altmış yaşına gelmişti. Vücudu günden güne kuvvetinden kaybediyordu.

Muhammed son Hac vazifesini yerine getirmek üzere Mekke’ye gitti. Bu seferki gidişi en heybetli gidişlerden biri oldu. Muazzam bir kalabalık, Peygamberlerinin peşinde, Kâbe’yi Tavaf için toplamışlardı. Muhammed, Kâbe’de kendisine inananlara günlerce hitabetti. Onlara Müslümanlığın şartlarını açıkladı.

Medine’ye dönmeden önce, ellerini havaya kaldırdı ve kendisini dinleyen kalabalığa sordu:

-Görevimi yerine getirdim mi?

Hep beraber cevap verdiler:

-Evet! Ey Allah’ın Peygamberi…

Muhammed, Medineye döndükten sonra, tamamen kuvvetden düştü…  Artık, Camiye zorlukla ve kendisine yardım edilmek kaydı ile gidebiliyordu.

Filistine gönderdiği ordu ile ilgilendiği günlerde, şiddetli bir hummaya tutuldu. Gece yarısı olmasına rağmen, bir kölesinin yardımı ile ilkin Müslümanlık yolunda şehit düşenlerin yattığı mezarlığa gitti. Orada uzun süre dua etti. Sonra Camiye geldi. Orada kuvveti kesildiği için yere yığıldı.

Evine kaldırdılar. Günlerce hasta yattı. Biraz kendine geldiği bir gün, Ebu Bekir’i Halife tayin ettiğini bildirdi. Sonra bütün kendilerine inananlara barış, ve birlik içinde yaşamalarını öütledi. Sonrada şu vasiyetlerde bulundu:

‘’Bütün puta tapanları Arabistandan kovun.’’

‘’Sahip olduğunuz hakları bütün Müslümanlara yayın.’’

‘’Durmadan ibadet edin.’’

Kısa bir süre sonra, bütün kuvvetini kaybetti. Kesik kesik cümlelerle, bütün kölelerin serbest bırakılmasını, kendi parasını fakirlere dağıtılmasını emretti. Çevresinde bulunanlara:

‘’-Birbirinizi sevin…’’

Dedi. Ve, ‘’Allah!’’ adını söyleyerek son nefesini verdi.

Hazret-i Muhammed’in öldüğünü görenler, büyük bir heyecan içinde feryada, ağlamağa başladılar. Ali cansız bir kalıp halinde donakalmıştı. Osman’ın dili tutuldu. Ömer elinde kılıcını sallayarak ayağa kalktı ve:

-Kim Hazret-i Muhammed öldü derse, boynunu vururum, dedi.

Ölüm haberini duyan Ebu Bekir, Muhammed’in ölüsünün bulunduğu yere koşarak geldi, yüzünü açtı; Gözlerinden yaşlar akarak :

-Ölümünde hayatın kadar güzel! Dedi, eğilerek O’nu öptü. Sonra Mescid-i Şerif’in önüne toplanmış ağlaşan Müslümanlara:

-Ey Muhammed’e inanmış olanlar. Bilmiş olun ki Muhammed öldü. Ama , Muhammed’in Rabb’ine inananlar, bilsinler ki Allah ebedidir, ölmez, dedi.

Bu sözleri yaşlı gözlerle dinleyen kalabalıktan, yüzyıllar boyunca bütün Müslüman ülkelerinde çınlayacak olan bir ses yükseldi:

-‘’Lâ ilâhe İllâllâah, Muhammedün Rasûlüllâah.’’

Muhammed öldükten sonra, Müslümanlık, Halife Ebu Bekir ve ondan sonra gelen Halifelerin tükenmek bilmez gayretler ile bir çığ gibi gittikçe büyüyerek yayıldı; Milyonlarca insanın gönüllerini fetheden, onlara bir yaşama gücü veren bir inanç olarak, yüzyıllar ötesine seslenir oldu.

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                       Bâki Kurtuluş’un kaleminden…

                                                                                       Derleyen ve yazan:

                                                                                       Feyzullah Karaman.

                                                                                       Yusuf oğlu.                                  

                                                                                       1959 Trabzon Sürmene doğumlu

GEBZE/KOCAELİ

NUMAN KURTULMUŞ

MERHUM GÂZİ PİYADE BİNBAŞI

 

T.C. Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuşun Muhterem dedelerinin Tercüme-i Hâli…

 

1887 Yılı Şubat ayında Kastamonuda doğdu. Kastamonu Askeri Rüştiyesinde ve Bursa Askeri İdadisinde okuduktan sonra 1903 senesinde İstanbul Harbiye Mektebine girdi. 1906 Mayıs ayında Harbiyeden Mülâzım-i Sâni (PiyadeTeğmen) rütbesi ile çıkıp Edirne’deki İkinci Orduya tayin olundu. 1907 ve 1908’de Kırcaalide vazife gördü. 1909 Temmuzunda Mülâzım-ı Evvelliğe (Piyade Üsteğmenliğe) terfi ederek Koşukavak’a naklen gönderildi. Dört sene burada kaldı. 1811 Eylülünde Balkan harbine katılmak üzere Edirneye gönderildi. Altı ay muhasarada, kuşatmada kaldıktan sonra Edirne’nin düşmesi üzerine Esir olarak Bulgaristan’da Filipe’ye sevk olundu. Yedi ay sonra esaretten kurtuldu.

Memlekete döndükten sonra vazife ile İstanbul, İzmir, İskenderun, Halep ve Urfada bulundu. 24 Temmuz 1914’de Genel Seferberliğin Îlânı üzerine birliği ile İstanbula geldi. Birbuçuk ay sonra her Alaydan kur’a ile ayrılan birer Subay meyanında, Çanakkale cephesine gidip orada hemen tamamı ile eriyen kıtasından ayrılarak , Erzurum cephesine gönderildi. 10 Aralık 1916 Çamurlu Taarruzunda sağ dirseğinden, 4 Ocak 1917’de Sanamir’de sağ kolundan yaralandı. 1 Mart 1917’de Yüzbaşı Rütbesine yükseldi. 8 Nisan 1917’de Kop dağında sol ayak bileğinden yaralanıp üç ay hastanede yattıktan sonra İstanbul’a Muamelât-ı Zâtiye emrine, buradan da Ayasofya Camiindeki bin kişilik kafileye kumandan tayin edilerek Romanya’da İbrail’e gönderildi. 4 Ocak 1918’de burada Seret nehri kenarındaki siperde dördüncü defa yaralandı. (Mazgal deliğinden giren kurşun sağ kaşının dış kenarından girip, deri ile kemik arasından geçtikten sonra dışarı çıkmıştır. Cenab-ı Hak kendilerini bukadar mühim bir yaralanmadan  birkaç damla kan ile kurtarmıştı).

Rusya ve Romanya ile yapılan anlaşmadan hemen sonra 1918 Mayısında Köstence yolu ile Alay ile birlikte Batum’a, Haziranda da Azerbaycan’a, Temmuz ortasında bölüğü ile Müfreze olarak Zengezor mıntakasında yerli Azerbaycan halkını teşkilâtlandırıp Ermeni taarruzuna karşı korumak üzere gönderildi. Bu harekatta da büyük başarılar gösterdi. Fakat İstanbul’un ihtilâf devletleri tarafından işgali sonucu Azerbaycandaki kıtaların geri çekilmesi üzerine  Batum’a, oradan Samsun’un Çarşamba kazasına, oradan da eşkıya takibi için Bölüğü ile Ünye’nin Tekkiraz Nahiyesine gönderildi. Tarih; Şubat 1919. 1920 Senesinde bölüğü ile Çarşamba’ya, Taburu ile Samsuna döndürülerek, Alayı ile Batı Cephesine gönderilip Onbeşinci Fırka’ya katıldı. Tavşanlı (…Kütahya) cephesinden Sakarya hattına çekilmekte iken Ağaçköyü civarındaki muharebede 17 Temmuz 1921’de sol elinden beşinci defa yaralandı. 26 ve 27 Ağustos 1921 Sakarya Muharebesinde Haymana’nın Güneybatısında Evliyafakih mevkiinde bir tepeyi ele geçirmek üzere Bölüğü ile Taarruz ederken elli metre mesafeden aldığı bir tüfek kurşunu ile sağ bacağının kalça mafsalından ağır şekilde yaralanmış ve Ankara Cebeci Hastanesine nakledilmiştir. Binbaşılık Rütbesi bu Hastanede yatmakta iken kendisine verilmiştir, Hastanede iki defa ameliyat geçirip dokuzbuçuk ay yattıktan sonra ancak iki koltuk değneği ile yürüyebilecek halde Taburcu edilebilmiştir. (Daha sonra vaziyeti epeyce düzelmiş ve bastonla gezebilecek hale gelmiştir).

Malülen Emekliye sevkedilmesi üzerine Ünye’ye, on sene burada kaldıktan sonra çocuklarının tahsilini yaptırabilmek düşüncesi ile İstanbul Fatih semtine ailesi ile birlikte yerleşmiştir. Ömrünün kalan zamanı İstanbulda geçmiştir.Malüliyeti hariç gayet sihhatli geçen hayatının son dört ayında kalp hastalığına yenik düştü. İlk zamanlarda tedaviden çok yarar görüyordu. Fakat ömrünün son iki ayında nefes darlığından sıkıntı çekti. 23 Kasım 1952’de vefatetti. İstanbul Edirnekapı şehitliğindeki Aile Mezarlığına defnedildi.Okumaktan ve Dîni Tetkikatdan çok hoşlanırdı. Fakir fukaraya yardımı çok severdi. Yazarak yayınlamış olduğu Beş adet İslâmi eseri mevcutdur. Okunmaya halen devam etmektedir.

 

1-      Âmentü Şerhi adı ile bilinen ve Harf İnkılâbından sonra ilk defa yayınlanan İslâm İlmihali kitabı.

2-      Binbir Hadis Tercümesi.

3-      Kur’an meraklılarına…

4-      Cuma ve Bayram Hutbeleri.

5-      Kur’an-ı Kerim Elifbâsı.

                                   

 

                          

                               Ahfadı Merhum Doktor İsmail Niyazi Kurtulmuşun kaleminden…

 

                                     Derleyen ve  yazan: Feyzullah Karaman. 1959 Sürmene Trabzon       

                                     Doğumlu…

 

                                     7 Şubat 2009-02-06. Hicri: 12 Safer 1430.  

                                                                                                                GEBZE / KOCAELİ  

 

KIYAS-I FUKAHA…

Kıyas- Fukaha: Mezheb İmamları Müctehidler ve Mezheb dahilinde Müctehidlerin Kitap, Sünnet ve İcmaü Ümmetde yer almayan Mesele ve Konularda bir birinden ve bir diğerinden bağımsız olarak Farklı görüş bildirerek hüküm vermeleridir.

İslâmi Hükümler başlı başına iki kısma ayrılır…

A- Aslî Deliller…: İslâmın Temel Kaynakları olan Kur’an ve Sünnet’de yer alan Hükümlerdir…

B- Fer’î Deliller… Edille-i Şer’iyye’den Kur’an ve Sünnetin Temel esaslarını gözeterek İcmaü Ümmetden sonra… İctihat’da bulunmak sureti ile ortaya çıkarılması mümkün bulunan Hükümlerdir. Bunlara Fer’î Meseleler denir. Çoğulu Fürûat’dır. Diğer bir açıklamayla… İslâmın Emir ve Yasaklarda; Üçüncü Meseleler sınıflandırmasında yer aldıkları bilinir. İslâmda Üçüncü derece Emredilen ve Yasaklanan konular hakkında birden fazla yazılı hüküm yer almış buluabileceğinden bu Hükümler Füru’at adı ile bilinen Kavramla açıklanarak Tarif edilirler.

Fer’î Deliller Kıyas-ı Fukaha’nın bir parçasıdır.

Füru’atda Kıyas-ı Fukahâ’yı Taklid nasıl olmalıdır?

İbâdet, Muamelât ve Ceza Hukukunda…

A- Bir Müctehid’in bir başka Müctehidi Taklid etmesi ve onunla Amel etmesi Fukaha Cumhuruna göre Caiz değildir.

B- İctihad yapmaya Ehliyetli ve Liyâkat sahibi olmayanlar için bir Müctehidi Taklid etme zorunluluğu vardır.

Mezhebler’in her biri bütünün birer parçasıdır… Temelleridir… Bu parçalar bir araya gelince bir bütün meydana gelir.

Mezheb Hükmü ile Hadis Farklı İstikametde Hüküm bildirirse (Te’aruz ederse) Ne yapılıır?

Hadis’in mânasını, illet ve Esbabını anlayacak kadar kişi (ilgili şahsiyet) Âlim ise Sahih olan Hadisi bırakıp Rey’e dayanan… Fakih sözü ile amel etmesi caiz olmaz.

Hadis üzerinde ilmî değerlendirme yaparak elde ettiği sonuçla Amel etmesi zorunludur… Zorunlu olduğu gibi; Müslümanlardan diğer sıradan Cemaat üyelerini bilgilendirmek aslî görevi olur.

Herhangibir konuda İslâmın Hükmü sorulur da İlgili Konuda birden fazla Hüküm varsa Müslüman bu hükümlerden hangisini kabul ederek o doğrultuda hareket etmeli?

İlgili Konuda kendisine birkaç hüküm ifade edilen veya birkaç Din Büyüğü Muftî’den ayrı ayrı cezap alan Müslüman Vicdânına danışarak bunlardan sâdece biri ile Amel eder.

Herhangi bir Konuda İslâmın hükmü kendisine sorulur da ilgili Konuda birden fazla Hüküm bulunursa Muftî şahsiyet durum karşısında nasıl Fetvâ vermesi gerekir?

Sorulan meselede Müctehidlerin muhtelif… Birden fazla görüş ve beyanları varsa, Muftî deliller üzerinde inceleme yaparak birini Tercih edebilecek ehliyetli bir Fakih ise; Tercih’ini yaparak o Hükmü öngörür… Onu söyler. Tercihe ehil Ulemaa’dan değil ise Ulema’nın bazılarına göre bildiği bütün görüşleri sıralamak va açıklamalarını yapmak zorundadır.

Ulemadan bazılarına göre de Mukallid Muftî istediği Müctehidi Taklid edebileceği için bir Hüküm üzerinde karar vermesi kâfidir… Yeterlidir.[1]


[1] Fıkıh Usulü. Hayrettin Karaman.

Derleyen ve Sâdeleştiren: Feyzullah Karaman.Yusuf oğlu. 1959 Sürmene doğumlu. Emekli Din Görevlisi.

Temmuz 1990

NİKAH AKDİ SÖZLEŞMESİDİR…

Gelin Hanıma ait Tanıtım Bilgileri

Adı Soyadı:………………………………….

Baba Adı:…………………………………….

Doğum Yeri ve Yılı:…………………………

T.C. Nüfus Kimlik No:…………………..

Bilir Kişi Yetkisine Sahip Bulunan Gelin Hanımın Velisi.

Adı Soyadı:………………………………….

Baba Adı:…………………………………….

Doğum Yeri ve Yılı:…………………………

T.C. Nüfus Kimlik No:…………………….

Gelin Hanım’ın Şahidi.

Adı Soyadı:………………………………….

Baba Adı:…………………………………….

Doğum Yeri ve Yılı:………………………

T.C. Nüfus Kimlik No:…………………..

Dâmad olacak Bey’e ait Tanıtım Bilgileri.

Adı Soyadı:………………………………….

Baba Adı:……………………………………

Doğum Yeri ve Yılı:……………………..

T.C. Nüfus Kimlik No:………………….

Bilir Kişi Sıfatına Sahip Bulunan Dâmad olacak Bey’in Velisi.

Adı Soyadı:……………………………………

Baba Adı:……………………………………

Doğum Yeri ve Yılı:………………………..

T.C. Nüfus Kimlik No:…………………..

Dâmad olacak Bey’in Şahidi.

Adı Soyadı:…………………………………

Baba Adı:……………………………………

Doğum Yeri ve Yılı:……………………..

T.C. Nüfus Kimlik No:………………….

Tarih:… /… /200… Ay Yılı Takvimine Göre Tarih

Muaccel (Peşin / Nakdi)

Mehir Miktarı (Allın Üzerinden)

………………………………………

Müeccel (Tecil edilmiş / Ertelenmekte

olan / Boşanma Yahut Ölüm hali olursa…)

Ödenmesi Öngörülen Mehir miktarı (Altın Üzerinden)
…………………………….

Gelin Hanım Tarafından…

Tefviz-i Talak (Gelin Hanımın.Kendi Tarafından gerek gördüğü hallerde . Kocası olacak Bey’i Boşama) Yetkisi. Talebi…

Vardır ( )……………………………………….

Yoktur ( )……………………………………..

Nikâh Akdi’miz Sırasında Eşim olacak

Gelin Hanım………………………a İstediği an Kendisini benden boşama yetkisi verdim.

Dâmad:………………………………………..

İmzası


Gelin Hanım’ın:

Adı Soyadı:……………

İmzası

Dâmad olacak Bey’in;

Adı Soyadı:……………

İmzası

KUR ’ AN-I KERİM ALFABESİ ÖĞRETİMİNDE TEPEGÖZ EPİSKOP VE DİĞER SUNUM CİHAZLARI YARDIMI İLE AYNI MEKANDA TOPLU HALDE ÖĞRETİM -1
1- Kursiyer Öğrencilerin dikkatlerini derse toplayabilmek için… Eğitim Öğretimde Sunum Cihazlarının Yeri ve Konumu hakkında… Kendin kulanmakta olduğun Sunum Cihazı hakkında… Kursiyer Öğrencilere Bilgilendirme yap…
2- Kur ’ an-ı Kerim Alfabesinin Sayfalarından Birinci, İkinci ve Üçüncü Dersi Tahtaya yazarak yap.
3- Üçüncü Dersten sonra bir veya iki dersi daha Kur ’ an-ı Kerim Alfabesinden Kopyalanarak hazırlanan Afişlerden yararlanarak işle…
4- Beşinci Dersten sonra veya daha sonraki derslerden itibaren hangi Sunum Cihazını kullanmak üzere hazırlandı isen Kursiyer Öğrencilerini bu Sunum Cihazı ile Eğitim Öğretime hazırla…
Bu Sunum Chazları…
1- Tepegöz.
2- Episkop.
3- Bilgisayar ve Projektör Cihazları ’ dır.

003

DERSE BAŞLARKEN…
1- Laser Çubuk Anten yardımı ile Kur ’ an-ı Kerim Alfabesi Harf ve Alıştırmalardan her birini Beyaz Köşe Ekran üzerinde Kursiyer Öğrencilere Baktırarak Göster. Yalnızca kendin Oku… Okutturma.!… En az Üç defa…
2- Laser Point Anten Çubuk yardımı ile Alfabe Harf ve Alıştırmaların Her birini Kursiyer Öğrencilere baktırarak göster. Açık ses ile kendin oku. Aynı anda hep beraber Okut. Üç veya beş defa…
3- Yine Kur ’ an-ı Kerim Alfabesi ve Alıştırmalarından Her birini Laser Point İşaret Kalemi Yardımı ile Okumadan sâdece göster. Kursiyer Öğrencilerin Hepsine birden Aynı anda Toplu Halde Okut… En az üç defa…
4- Son bir defa Kendin her bir Harf veya Alıştırmayı Beyaz Köşe Ekranın önüne Kalkarak Kursiyer Öğrencilere okutturmadan Göstererek açık ses ile Oku….
5- Okumaya istekli olmayan ve Derse karşı ilgisiz olan Kursiyer Öğrencilerin her birinin Yanına ayrı ayrı giderek sırası ile Her bir Harf ve Alıştırmayı kendisine Laser Point Anten işaret Kalemi yardımı ile göstererek… Baktırarak… Açık Sesle Öğreterek Okut… En az İki veya üç defa…
6- Gönüllü Okumak isteyen Her bir Kursiyer Öğrenciyi Beyaz Köşe Ekranın önüne Kaldır. Açık ses ile Okut…
7- Beyaz Köşe Ekran yahut Perdenin önüne kalkarak okumak istemeyen Kursiyer Öğrencileri azarlama !… Okumaya İstekli olmayanları kaldırma! Okuyamayan az sayıda Kursiyer Öğrencileri bekleme… Ertesi gün sıradaki Konuya geç… 1

1 Feyzullah Karaman. Yusuf oğlu. 1959 Sürmene Trabzon doğumlu. Emekli Din Görevlisi. Rehber Öğretici… Temmuz 2009 Gebze-Kocaeli.

KUR ’ AN-I KERİM ALFABESİ ÖĞRETİMİNDE PROJEKTÖR CİHAZI KULLANIMI DİN GÖREVLİLERİ VE KUR ’ AN KURS ÖĞRETİCİLERİNİN DİKKATİNE… GÖREVLİLERİ KUR’AN-I KERİM ALFABESİ VE ALIŞTIRMALAR

Okumaya istekli olmayan ve derse karşı ilgisiz olan kursiyer öğrencilerin her birinin ayrı ayrı yanına giderek sırası ile her bir harf ve alıştırmayı kendisine lazer point anten işaret kalemi ’ nin ışığı yardımı ile beyaz perde üzerinde göstererek… Baktırarak… Açık sesle her bir harfi veya alıştırmayı tek tek öğreterek okut… En az iki veya üç defa.

004

Ben Bir Türk Deniz Piyadesiyim

Görevim… Hedefimi ele geçirerek… Kıyı başını tutmaktır.

Harekâtın başarısı… Bana bağlıdır.

Can kardeşimi sahilde bıraksam da… Bir an duraklamayacağım

Sahil mayınlı olsa da… Korkmayacağım.

Engeller olsa da… Geçeceğim.

Komuta zincirini… Asla bozmayacağım.

Son mermime kadar… Düşmanla vuruşacağım.

Esir olmayacağım.

Olursam kurtulacağım… Sır vermeyeceğim.

Ben Bir Türk Deniz Piyadesiyim.

Muharebenin kaderi… Benim elimdedir.

Atalarıma layık olacak… Görevimi yapacak… Gerekirse öleceğim…

Ya zafer… Ya ölüm.

Vatan Sağolsun.







TARİHİ VE COĞRAFİ KONUMU İLE SÜRMENE İLÇEMİZ

Doğusunda Of, Dernekpazarı ve Çaykara, Batısında Araklı, Güneyinde Köprübaşı İlçesi ve Gümüşhane İli, Kuzeyinde Karadeniz bulunmaktadır. Deniz seviyesinden Yüksekliği (Rakımı) 10 metre olup Trabzon İlinin 50 Km Doğusunda yer almaktadır. Bir Bucağı (Nahiyesi), dört Belde Belediyesi, kırk köyü olan Sürmene ilçe Teşkilâtı 1854 Yılında kurulmuş, Sürmene merkezinin İlçe Belediyesi de 1876’da kurulmuş olup halen hizmet vermeye devam etmektedir.

İlçe Merkezinin bulunduğu yerin eski adı Humurgân olup sonraları Tabiat güzelliklerine fazlasıyla sahip olması,havasının ve suyunun hoş olmasından dolayı bu kente güzellik anlamına gelen Sürmene adı verilmiştir.

1916’da Sürmene’de diğer ilçe ve yerleşim alanları gibi Rus istilâsınsa uğramış 25 Şubat1918 tarihinde düşman istilâsından kurtulmuştur.

Tabiatın yeşili ile denizin mavisinin birleştiği bir güzel kent olan Sürmene halkı geçimini başta Fındık olmak üzere Çay ,Mısır ,baklagiller ve Narenciye türü, benzer tarım ürünlerinden ve sahil kenti olması nedeni ile balıkçılıktan sağlamaktadır.

Sürmene ilçesi kokulu siyah üzümü, Yerli ekşimsi elması ile bilinir. Yakın tarihte yeni bir meyva çeşidi olan Kivi ve Pepino yetiştiriciliği bölgede yetişen Meyva Tarımı ürünleri; önemli gelir kaynakları arasında yer almaya başlamıştır.

İlçede; yedi tanesi de özel sektöre ait olmak üzere sekiz adet Çay Fabrikası bulunmakta olup üretime devam etmektedir.

Kent merkezi sahil boyu Of ilçe sınırına 6-7 Km doğuda Yeniay ve Çamburnu Sahil Liman Belde Belediye sınırları içerisinde kıyı şeridinde 800 – 900 Tonluk büyük Deniz Motorları yapılmakta olup Büyük Gemi Tersaneleri yapımı bölgede devam etmektedir.Bu iki Beldedenin ikisine birden eski adı ile Mahno ve Sargona denilmekte ve halen bu bölge aynı ad ile anbılmaktadır.

Deniz Motorları Balıkçı Tekneleri Ustalığı Atadan, baba ve dededen genç kuşaklara devam eden önemli bir meslek koludur. Sürmene sahllerine özel;Yakın Deniz Taşımacılığında ve balıkçılıkta kullanılan ve Taka adı ile bilinen vasıtaları meşhurdur.

Konum itibari ile Sürmene ilçesi sahil liman köşesi olarak bilinen Balıklı mahallesinde 1950’tarihlerinde inşa edilerek bir süre avlanmada kullanılmış bulunan Tarihi Sürmene Takası özelliğine sahip bulunan örnek balıkçı motoru; yetkili özel veya tüzel kişilerin korumaya kararlı bir elin kendisine uzanacağı günü mahzun bir hal üzere beklemektedir.

El tezgahlarında üretilmekte olan çelik bıçak imalatı üzerinde Dünyanın sayılı kentleri arasındadır. Karadenize özgü bir çalgı aleti olan Kemençe ustaları Sürmene ilçesinden hiçbir zaman eksik olmamıştır. Engebeli ve tamaç arazilerde kullanılabilen tarım aletlerinden Bel, Kazma veTaş kesme işçiliğinde kullanılan aletleri yapan Demirci Ustaları mevcuttur.

Bıçak sanayi üzerine yakın tarihte kurulan fabrika SürbisaA.Ş ; Sürbıçak San A.ş. üretime devam etmektedir.

İstanbul, Ankara ve İzmir… Büyükşehirlerindeki Sanayicilerin önemli bir bölümü 1975 ve daha önceki yıllardan sonra Sürmene ilçemizden bu şehirlere göçmüş müteşebbis vatandaşlardır. Türkiyenin başta Karadeniz olmak üzere Marmara, Ege ve Akdeniz olmak üzere bütün sahil kentleri ve yerleşim merkezlerinde Sürmeneli balıkçı, Motor Ustası, Ahşap kayık, sandal ve yat Ustalarına rastlamak mümkündür.

Gelenek ve Çevre Kültürüne çok önem veren Sürmene insana dürüst ve çalışkan olup, Sosyal ve Kültürel alanda Türkiyenin kentleri arasında ön sıralardaki yerini korumuştur.

Türkiye geneline oranla okullaşma oranının en yüksek olduğu ilçelerden ilk sıralarda yer almakta, Sürmeneli iş adamları Okul yapma ve yaptırma yarışında ilerdedir.

1995 Yılında emekli olmuş bulunan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Halis Burhan Sürmene Petekli mahallesi doğumlu…

Cumhuriyet Devri Tabâkât-ı Fukahâ’dan olup toplam 11 adet yazılı eseri bulunan; yine yakın tarihte emekli olmuş olan T.C. Diyanet İşleri Başkanlarından Dr. Tayyar Altıkulaç’ın Hocası Merhum Muhammet Esat Dilâveroğlu Aydın Nazilli Müftüsü Sürmene Aksu köyü doğumlu olmak üzere bu büyüklerimiz Trabzon ili Sürmene ilçemizin yetiştirdiği ünlülerdir.

Doğal Güzellikler ve Gezi alanları bakımından da zengin bir ilçe olan Sürmene; Başta Koyun yatağı veya bazılarının da Konya dağı adı ile bildiği mevkiye ait Piknik alanları ve şehitlik ormanı, Çamburnu Ormanı Piknik alanları; Karadeniz Türkülerine konu olan Çamburnu Bayırı olmak üzere iki önemli Milli Park; Sürmene İlçe sınırları içerisinde yer almaktadır.

Sürmene Kent merkezi, Ortamahalle Belediye sınırları içerisinde, Taş Kale (Sürmene Kalesi) M.Ö. 2000 ve 3000 yıllarına dayanan Tarihî bir geçmişe sahip olup 1400 Yıllarında Deniz Ticareti Taşımacılığında bir depo ve sığınak yeri olarak Cenevizli Denizciler tarafından kullanılmış olduğu bilinmektedir.

(dahası…)

MÜSLÜMAN ÇOCUĞUNA BAZI DİNİ SUALLER

SUAL- Sen Müslüman mısın?

CEVAP- Müslüman’ım Elhamdülillah,

SUAL- Müslüman’ım demenin manası nedir?

CEVAP- Allah’ı bir bilmek, Kur’an-ı Kerim’i ve Muhammed Aleyhisselâm’ı tasdik etmektir.

SUAL- Ne zamandan beri Müslümansın?

CEVAP- ‘Bela’ dediğimiz zamandan beri müslümanım.

SUAL- ‘Bela’ zamanı neye derler?

CEVAP- Misak’a derler. Yani Cenab-ı Hakk ruhlarımızı yarattığı vakit bunlara hitaben ‘Elestü birabbiküm’ yani ‘Belâ’ (Evet Rabbimizsin) dediler. O zamandan beri müslümanım demektir.

SUAL- Rabbin kimdir?

CEVAP- Allah.

SUAL- Seni kim yarattı?

CEVAP- Allah.

SUAL- Sen kimin kulusun?

CEVAP- Allah’ın kuluyum.

SUAL- Allah kaçtır diyenlere ne dersin?

CEVAP- Allah birdir derim.

SUAL- Allah’ın bir olduğuna delilin nedir?

CEVAP- Sure-i İhlâsın ilk âyeti kerimesidir.

SUAL- Bunun manası nedir?

CEVAP- Sen söyle ki ey Habibim Allah birdir, demektir.

SUAL- Allah’ın varlığına akî delilin nedir?

CEVAP- Bu âlemin varlığına ve âlemdeki nizâm ve intizamın devamıdır.

SUAL- Allah’ın zâtı hakkında düşünce câiz midir?

CEVAP- Caiz değildir. Çünkü akıl Allah’ın zâtını anlamaktan âcizdir. Allah’ın, ancak sıfatı hakkında düşünülür.

SUAL- İman-ı yeis nedir?

CEVAP- Firavun gibi ölürken iman etmektir.

SUAL- Bu iman mûteber midir?

CEVAP- Değildir.

SUAL- Tevbei yeis nedir?

CEVAP- İmanı ve ameli olan kimsenin ölürken günahlarından tevbe etmesidir.

SUAL- Bu tevbe mûteber midir?

CEVAP- Mûteberdir.

SUAL- Dinin hangi dindir?

CEVAP- İslam dinidir.

SUAL- Kitabın hangi kitaptır?

CEVAP- Kur’an’dır.

SUAL- Kıblen neresidir?

CEVAP- Kâbe-i Muazzama’dır.

SUAL- Kimin Zürriyetindensin?

CEVAP- Âdem Aleyhisselam’ın zürriyetindendir.

SUAL- Kimin milletindensin?

CEVAP- İbrahim Aleyhisselâm’ın milletindenim.

SUAL- Kimin ümmetindensin?

CEVAP- Muhammed Aleyhisselâm’ın ümmetindenim.

SUAL- Peygamberimiz nerede doğdu ve şimdi nerede bulunuyor?

CEVAP- Mekke’de doğdu. Elli yaşından sonra Medine’ye hicret etti. Şimdi Medine’de ‘Ravza-i Mütahhara’ sındadır.

SUAL- Peygamberimizin kaç adı vardır?

CEVAP- Güzel isimleri çoktur. Fakat dördünü bilmek lâzımdır. Bunlar: Muhammed, Mustafa, Ahmed, Mahmud.

SUAL- Peygamberimizin en çok kullanılan ismi nedir?

CEVAP- Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem’dir.

SUAL- Peygamberimizin babasının adı nedir?

CEVAP- Abdullah’tır.

SUAL- Annesinin adı nedir?

CEVAP-Amine’dir

SUAL- Sütannesinin adı nedir?

CEVAP-Halime Hatun’dur.

SUAL-Ebesinin adı nedir?

CEVAP-Şifa Hatun’dur.

SUAL-Dedesinin adı nedir?

CEVAP-Abdulmuttalip’dir.

SUAL-Peygamberimiz kaç yaşında iken kendisine fiilen peygamberlik geldi?

CEVAP- 40 Yaşında iken fiilen peygamberlik geldi.

SUAL-Fiilen kaç sene peygamberlik yaptı?

CEVAP- 23 sene peygamberlik yaptı.

SUAL- Fani hayatı kaç yaşında sona erdi?

CEVAP- 63 yaşında sona erdi.

SUAL- Peygamberimizin kaç kızı vardı.

CEVAP- Dört kızı vardı:

1-Zeynep 2-Rukiyye 3-Ümmü Gülsüm,

4-Fatıma (radıyallahü anhünne)’dir.

SUAL-Peygamberimizin kaç oğlu doğdu:

CEVAP-Üç oğlu doğdu:

1-Kasım 2-Abdullah (Diğer adı Tayip) 3-İbrahim (Radıyallahü anhüm)hazretleridir.

SUAL-Ezvac-ı Tahiratı yani Peygamberimizin mübarek hanımlarını sayar mısın?

CEVAP-Sayarım.

1-Hazreti Hadice (r. Anha). Annemiz, Validemiz Peygamber Efendimiz (sav)in ilk Zevcesidir. Efendimizden 15 yaş büyük olup 25 sene beraber hayat sürmüştür.

2-Hazreti Sevde. 3- Hazret-i Aişe, 4-Hazreti Hafsa, 5-Hazreti Zeynep binti Huzeyme, 6-Hazreti Ümmü Seleme, 7-Hazreti Zeynep binti Cahş, 8-Hazreti Cüveyriye, 9-Hazreti Ümmü Habîbe, 10-Hazreti Safiye, 11-Hz Meymune, 12-Hazreti Mâriye (r. Anhum).

SUAL-Peygamberimiz (sav)in 53 yaşından sonra evlenmesinin sebep ve hikmetlerini sayarmısınız?

CEVAP-Peygamberimiz (sav) kabilelerin İslâmiyete bağlanmalarını te’min, ayrıca kadınlara ait hükümleri kadınlar vasıtası ile yaymak, bazılarını sefaletten kurtarmak, bazılarının ise iffet ve namuslarını korumak için onlarla evlenmiştir. Asıl hikmet ve gaye kadınlar vasıtası ile İslâmı yaymaktır.

SUAL-Peygamberimiz (sav)in en son vefat eden eşi kimdir?

CEVAP-Hz Aişe (radıyallahu anha) dır.

SUAL-Gelmiş ve gelecek İnsanların en yücesi kimdir?

CEVAP-Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sav) dir.

SUAL-Peygamberimizin kaç torunu vardır?

CEVAP-İki torunu vardır.

1-Hazreti Hasan.

2-Hazreti Hüseyin (Radıyallahu anhuma) hazretleridir.

SUAL-Bunlar kimin çocuklarıdır?

CEVAP-Hz. Ali ve Hz.Fatıma (radiyallahü anhüma)’ nındır.

SUAL-Peygamber kime denir?

CEVAP-Ahkâm-ı ilahiyeyi insanlara tebliğ için Alah’ın görevlendirdiği zata denir.

SUAL-Allah tarafından mahluklata gönderilen peygamberlerin sayısı kaçtır?

CEVAP-Peygamberimizden yapılan bir rivayete göre yüz yirmi dört bin, başka bir rivayete göre iki yüz yirmi dört bindir

SUAL-Kuran-ı kerimde ismi geçen peygamberlerin sayısı kaçtır?

CEVAP-Yirmi sekizdir.

SUAL-İsimlerini sayar mısınız?

CEVAP- Sayarım. Âdem, İdris, Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lüt, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Eyüp, Şuayp, Musa, Harun, Davud, Süleyman, İlyas, Elyesa, Zülkifl, Yunus, Zekeriya, Yahya, İsa, Üzeyr, Lokman, Zülkarneyn ve Hazreti Muhammet Mustafa Salevatüllâhi alâ nebiyyinâ ve aleyhim ecmâiyn hazerâtıdır. Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn (aleyhisselam) hazretlerine bazıları velîdir, demişlerdir.

SUAL- Hazret-i Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz kaç tarihinde doğdu ve kaç tarihinde vefat etti?

CEVAP- Rebîulevvel ayının on ikinci pazartesi günü milâdi 571 tarihinde doğdu ve yine Rebîulevvel ayının on ikisinde milâdi 632 tarihide vefat etti.

SUAL- Peygamberimiz Mekke-i Mükerreme’den Medîne-i Münevvere’ye kaç tarihinde hicret etti?

CEVAP- Milâdi 622 tarihinde hicret etti. Hicret biz Müslümanlarca tarih başlangıcıdır.

SUAL- Melek nedir?

CEVAP- Allah’ın nurdan yarattığı ve istedikleri şekle girebilen, daima ibâdet eden günahsız varlıklardır.

SUAL- Dört büyük melek hangileridir?

CEVAP- Cebrâil, Mikail, İsrâfil ve Azrail Aleyhimüsselâmdır.

SUAL- Dört büyük kitap hangileridir ve hangi peygamberlere inmiştir?

CEVAP- Tevrat Musâ Aleyhisselâma, Zebur Dâvud Aleyhisselâma, İncil İsa Aleyhisselâma, Kur’an-ı Kerîm Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallâhü aleyhi ve selem Efendimiz Hazretlerine inmiştir.

SUAL- Suhuf ne demektir, kaç tanedir ve kimlere verilmiştir?

CEVAP- Cenâb-ı Hakk’ı, dört kitaptan başka Cebrâil Aleyhisselâm vasıtasıyla bazı peygamberlere gönderdiği sahifelere suhuf denir ki, yüz tanedir. Âdem Aleyhisselâma 10, Şit Aleyhisselâma 50, İdris Aleyhisselâma 30, İbrâhim Aleyhisselâma ise 10 suhuf verilmiştir.

SUAL- Mezhep kaçtır?

CEVAP- İkidir.

SUAL- Nelerdir?

CEVAP- îtikatta mezhep, amelde mezhep.

SUAL- Îtikatta mezhep imamları kaçtır?

CEVAP- İkidir.

SUAL- Kimlerdir?

CEVAP- İmam Ebû Muhammed Mâtüridî ve İmam Ebü’l-Haseni’l-Eş’arî Hazretleri’dir.

SUAL- Amelde mezhep kaçtır?

CEVAP- Dörttür.

SUAL- Nelerdir?

CEVAP- Hanefî, Şâfiî, Malikî, Hanbelî mezheplerdir.

SUAL- îtikatta mezhebin nedir?

CEVAP- Ehl-i sünnet ve cemaat mezhebidir.

SUAL- Amelde mezhebin nedir?

CEVAP- Hanefî mezhebidir.

SUAL- Bizim itikatta mezheblerimizin imamı kimdir?

CEVAP- İmam Ebû Mansur Muhammed Matüridi rahimehüllah Hazretleri’dir.

SUAL- Şâfiî, Mâlişkî ve Hanbelî mezhebine mensup olanların îikatta imamları kimdir?

CEVAP- Ebü’l-Haseni’L-eş’ârî (rahimehullah) Hazretleri’dir.

SUAL- İmam Ebû Mansûr Muhammed Mâtüridî nerelidir?

CEVAP- Semerkand’ın Mâtûrid köyündendir. Türk’tür.

SUAL- Mâtüridî ne zaman vefat etmiştir?

CEVAP- Hicrî (333) tarihinde vefat etmiştir.

SUAL- Ebü’l- Haseni’l-Eş’ârî Hazretleri nerelidir? Ne zaman vefat etmiştir?

CEVAP- Basralı olup Hicrî (324) tarihinde vefat etmiştir.

SUAL- Namazın kazâya kalmasına meşrû sebep kaçtır?

CEVAP- Üçtür.

SUAL- Sayar mısınız?

CEVAP- Sayarım. a) Uyku b) Muharebe esnasında düşmandan hiç fırsat bulamamak c) Unutmak.

SUAL- Otuz iki farzı sayar mısın?

CEVAP- Sayarım. 6 İmanın şartı, 5 İslam’ın şartı, 12 Namazın farzı, 4 Abdestin farzı, 3 Guslün farzı, 2 Teyemmümün farzı, cem’an 32 eder.

SUAL- İmanın şartları nelerdir?

CCEVAP-Allah’ın varlığına, birliğine, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, Ahiret Gününe, Kadere, Hayır ve şer’rin yaratıcısının Allah olduğuna inanmaktır.

SUAL-İslâmın Şart kaçtır?

CEVAP-Beştir;

1- Kelime-i Şehadet getirmek. 2-Namaz kılmak. 3- Oruç Tutmak. 4-Zekât vermek. 5-Hac’ca gitmek.

SUAL-Abdestin Fazı kaçtır?

CEVAP-Dörtdür.

1-Yüzünü tüy bitiminden kulak yumuşağından, çene altına kadar yıkamak.

2-Kolları dirseklerle beraber yıkamak 3-Başın dörtte birini meshetmek.

3-Ayakları topuklarla beraber yıkamak.

SUAL-Guslün farzı kaçtır?

CEVAP-Üçtür.

1-Bol su ile ağzı yıkamak.

2-Kolları dirseklerle beraber yıkamak.

3-Hiç kuru yer kalmamak şartı ile bütün vücudu yıkamak.

SUAL- Gusül abdestini tarif edermisiniz?

CEVAP-Ederim: Şöyle ki, önce gizlice besmele çeker niyet ederim. Avret mahallini yıkarım. Namaz Abdesti gibi Abdest alırım. Bu arada 3 defa ağzıma dolu dolu su alırım. 3 defa burnuma su veririm. Abdestten sonra 3 defa başımdan aşağıya su dökerim. 3 defa sağ, 3 defa sol omzuma su döker, her defasında vücudumu ovalarım. Vücutta hiç kuru yer kalmayıncaya kadar yıkanırım. Yüzük altı ve göbek kıvrığını ıslatırım. Suyun deriye geçmesine mani olacak şey varsa giderir ve orayı da ıslatırım. Kadınlar küpe deliklerini de ıslatırlar.

SUAL-Teyemümün farzı kaçtır?

CEVAP-İkidir.

1-Niyyet (Teyemmüme niyet etmek).

2-Ellerini, iki defa toprağa vurup birincide yüzünü, ikincide kollarını meshetmek; Silmek.

SUAL- Teyemmüm nasıl yapılır?

CEVAP- Teyemmüm etmeye niyet ederim. Ellerimi temiz toprağa vurur parmak aralarını hilâller, yüzümü mesh ederim. Ellerimi temiz toprağa tekrar vurur, sağ kolumu sol elle, sol kolumu sağ elle mesh ederim.

SUAL- Namazın farzı kaçtır?

CEVAP- Altısı içinde, altısı dışında olmak üzere 12’dir.

SUAL- Dışındakiler nelerdir?

CEVAP- Hadesten taharet, necasetten taharet, setr-i avret, istikbal-i kıble, vakit, niyet.

SUAL- İçindekiler nelerdir?

CEVAP- İftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rüku, sücüd, kade-i sahirede teşehhüd miktarı oturmak.

SUAL- Bir günde kaç vakit namaz kılınır?

CEVAP- Sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı olmak üzere beş vakit namaz kılınır.

SUAL- Bu vakitler kaç rek’attır?

SUAL- Sabah namazı 4 rek’attır; ikisi sünnet, ikisi farz. Önce sünnet kılınır, sonra farz kılınır. Öğle namazı on rek’attır. Dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet. Önce sünnet kılınır, sonra farz, daha sonra son sünnet kılınır. İkindi namazı 8 rek’attır. 4’ü sünnet, 4’ü farz, önce sünnet kılınır, sonra farz. Akşam namazı 5 rek’attır. Üçü farz, ikisi sünnet. Önce farz, sonra sünnet kılınır. Yatsı namazı 13 rek’attır; 4’ü sünnet, 4’ü farz, ikisi son sünnet, 3’ü vitir vâciptir. Önce sünnet, sonra farz, sonra son sünnet, en sonra da vitir vâcip kılınır. Cem’an günde 40 rek’at namaz kılınır.

SUAL- Namazda zammı sûreyi unuttuğun zaman ne lâzım gelir?

CEVAP- Sehiv secdesi yapmak lâzım gelir. ,

SUAL- Sehiv secdesi kaç yerde yapılır?

CEVAP- Vâcibin terk ve tehirinde, farzın yalnız tehirinde yapılır.

SUAL- Sehiv secdesi yapılmasa ne olur?

CEVAP- Namaz noksan olmuş olur.

SUAL- Sehiv secdesi nasıl yapılır?

CEVAP- Namazda son olarak oturduğumuz zaman tahiyyât okuyup bir veya iki tarafa selam verdikten sonra iki defa secdeye gidilir, ikinci secdeden sonra oturulur. Tahiyyât, salli, bârik, sonuna kadar okunur, selam verilir.

SUAL- Sehiv secdesi icap eden birkaç yer sayar mısınız?

CEVAP- Sayarım:

1- Zammı sûreyi unuttuğum zaman,

2- Vitir namazında kunut tekbirini, kunut duâlarını veya her ikisini unuttuğum zaman,

3- Dört rek’atli namazlarda ilk oturmada tahiyyât okunduktan sonra hemen kalkmayı unutup salli-barikten en az ‘Allahümme salli alâ muhammedin’ kısmını okuyup üçüncü rek’ata geç kaldığım zaman sehiv secdesi yaparım.

SUAL- İbâdetle tâatle ihyâ etmeye bilhassa kıymet verdiğimiz gecelere ne denir?

CEVAP- Kandil geceleri denir.

SUAL- Kaç tane kandil vardır?

CEVAP- Beş tane kandil vardır.

1- Mevlid kandili, 2- Regaib kandili, 3- Mi’raç kandili, 4- Berat kandili, 5- Kadir gecesi.

SUAL- Mevlid kandili nedir?

CEVAP- Peygamberimizin dünyaya geldiği gecedir.

SUAL- Regaib kandili neye denir?

CEVAP- Hazreti Âmine’nin yüce Peygamberimize hâmile olduğunu anladığı gecedir.

SUAL- Mi’raç kandili nedir?

CEVAP- Peygamberimizin, İlâhi saltanatı seyretmek üzere Allah’ın dâveti ve gücü ile eşsiz bir mûcize olarak göklere ve daha nice âlemlere seyahat ettiği gecedir.

SUAL- Berât kandili nedir?

CEVAP- Kur’an-ı Kerim’in levh-i mahfuzdan sema-i dünyaya indirildiği, insanların bir senelik hayat ve rızklarının gözden geçirildiği, Müslümanların af ve lütuflara nâzil olduğu gecedir.

SUAL- Kadir gecesi nedir?

CEVAP- Kur’an-ı Kerim’in dünya semâsından Peygamberimize indirilmeye başlandığı gecedir.

Sürmene – Humurgân sahil bölgesinin son Osmanlı Tımarlı Sipahi Teşkilâtının Baş Tımar Ağası Hacı Yakup Ağadır. Hacı Yakup Ağa Osmanlı Padişahı Sultan İkinci Mahmut tarafından Tüm Osmanlı Toprak sistemi ve Askeri Teşkilatların ve Yeniçeri Ocağının lağvederek Asakir-i Mansure-i Muhammediyye adı ile Silâhlı Kuvvetler Teşkilâtını kurması ve bu Orduya Devletden maaş bağlaması ile Yakup Ağanın Baş Tımar Ağalığı fiilen sona ermiş oldu.

(dahası…)

TEMEL DİNİ BİLGİLER TABOLSU

(İLMİHAL BİLGİLERİ CETVELİ)

FEYZULLAH KARAMAN 2003

ZARÛRAT-I DÎNİYYE / ULÛMU DÎNİYYE

İLMİHAL BİLGİLERİ / DERS NOTLARI

Ezber bilinmesinde zorunluluk bulunan ve Kısa Cümle Kalıpları halinde koro şeklinde Okutularak Ezber Yaptırılmak üzere hazır bulunan Temel Dini Bilgiler ve bu bilgilere ait tablo.

Uyarı: Din’de temel önceliklere ait bilgilere ulaşmak; İlgili Maddeler Hakkında geniş bilgi almak için Kaynak Eserlere başvurulması zorunluluğu bulunmaktadır.

TEMEL DİNİ BİGİLER TABLOSU (CETVELİ)

1

İslam’da Bilgi Kaynakları. / Edille-i Şer’iyye.

1-Edille-i Şer’iyye Kavramı (İslam’da Bilgi Kaynaklarının adı

Edile-i Şer’iyye’dir.

Şer’i Deliller nelerdir? (1)

a)Kitap(Kitabımız Kur’an-ı Kerim. Kur’an-ı Kerim Ayetleri ve Kur’anı Kerim Tefsirlerinde yer almakta olan bilgilerdir).

b)Sünnet(Peygamberimiz Hz Muhammed sav’in Hadis-i Şerifleri ve bu Hadis-i Şeriflere ait Yazılı Metinlerdir).

c)İcma-ü Ümmet (Din Âlimleri büyüklerimizin İslâmın Kitap ve Sünnet de açık delilin bulunmadığını konularda Fikir Birliği içinde bulunup Görüş bildirmeleridir).

d) Kıyas-ı Fukaha (Mezheb İmamları Din Büyüklerinin; birbirlerinden bağımsız olarak:Kitap’ta,Sünnet’de ve İcma’da / İcma-ü Ümmet’de hakkında açık ve kesin delil olmayan konularda görüş bildirerek hüküm vermeleridir).

2

Mükellef Kimdir? Mükellef’in görevleri.

1-Mükellef (Ergin Olma yaşına gelmiş bulunup, kendisinde Ergin Olma Halleri meydana gelmekte olan sorumlu, Yükümlü Kadın ve Erkek’tir).

Allahü Teala’nın Emirlerini tutup, Yasaklarından kaçınmak üzere sorumluluk yaşına gelmiş bulunan Akıllı Kadınlar ve Erkekler, İnsanlar ve cinlerdir. Cinler de İnsanlar gibi İman Etmek ve İman doğrultusunda amel etmekle Mükellef yükümlüdür.

Ergin olma ve Mükellef yaşı:

Erkek çocuklarda oniki-onbeş, Kız çocuklarında dokuz ile onbeş yaşlarıdır.

2-Ef’al-i Mükellefin (Mükellefin Görevleri).

a)Farz (Allahü Teala’ın yapılmasını kesin ve Açık Delillerle emrettiği hükümler ve kaçınılmasını Emir buyurduğu yasaklardır).

b)Vacip [(Farz kadar Kat’i delillere dayanmamakla beraber

yapılması Farz gibi emredilen hükümlerdir). Vitir Namazı ve Bayram Namazları gibi...]

c)Sünnet[Farz ve Vacib’in dışında Peygamber Efendimiz (sav)in Farz ve Vacip düzeyindeki Söz’leri, Hareketleri ve itirazının bulunmadığı, onayladığı hal ve davranışlardır].

Yapılmasında Sevap; Terk edilmesinde günah bulunan davranışlar, hal ve hareketlerdir.

d)Müstehab [Peygamber Efendimiz (sav) ‘in yapılmasını güzel gördüğü hareket ve davranışlardır].

3

İtikadi ve Ameli Hükümler

1-İtikadi Hükümler / Akaid İlmi ‘ni Konu Alan Hükümler.

a)İtikadi Hükümler (Amentü Billahi Duasında yer alan İmanın Altı Tane Temel şartı vardır).

b)Kelime-i Tevhid (La İlahe İllallah, Muhammedü’n – Rasülüllah)

Allah’tan başka İlah yoktur. Peygamber Hz Muhammet O’nun kulu ve Rasulüdür… Sözünü dil ile İkrar, kalp ile Tasdik eylemektir.

c)Esmaü’l-Hüsna (Allahü Teala’nın doksan dokuz Adı’dır. En güzel isimler veya adlar demektir).

2-Ameli Hükümler (İbadet, Ükubat ve Muamelat’ olmak üzere üç kısma ayrılır).

a)İbadet (Namaz, Oruç, Cihad ve Hac gibi…)

b)Ukubat (Ceza Hukuku)

c)Muamelat (Sosyal münasebetler Hukuku).

d)Feraiz [(Veraset ve İntikal ) Arazi Hukuku.]

e)Vakıflar Hukuku (Sosyal Yardımlaşma amacıyla oluşturulan ve oluşturulması zorunlu olan Kurumlara ait Hukuk).

Bir Vakfın amacını, yönetim usullerini, şartlarını belirleyen, mahkeme tarafından kabul edilmiş belgeye Vakfiye, Senet veya Sened-i Resmî denir.

Amacına uygun şekilde kullanmayı öngören Vakıf Senedi adı ile bilinen yazılı belgenin saklı bulunması…

3-Şeriat (Kur’an Ayetlerine dayanan Müslümanlık yasası. İslâm Dininin kanun ve hükümleri).

4

Tastik ve İnkâr bakımından İnsanlar

1-Mü’min (İslam’ın İman ve İtikat Esaslarını dili ile İkrar, kalbi ile Tasdik eden kimsedir).

2-Kâfir (İslam’ın İman ve İtikat Esaslarını kabul etmeyen ve inkar eden kimsedir).

3-Münafık (Allah’ın Bir’liğini ve O’nun Resulü olan Peygamber Hz Muhammed’in Peygamberliğini kabul Ettiklerini söyleyerek kalpleri ile inanmayan kimselerdir).

4-Müşrik (Allah’a İnanmadıkları halde birtakım şeyleri Allah’a eş ve ortak koşan, İbadetleri Allahü Teala’nın Rızası için değil, kişisel çıkar ve menfaatlerinin te’mini için yapan kimsedir).

5

Ameli Hükümlere ait Farzlar (32 Farz).

1-Teyemmümün Farzları ikidir

a)Niyet Etmek (Boy Abdesti niyetine Teyemmüm, Namaz Abdesti niyetine Teyemmüm gibi…)

b)Elleri temiz Toprağa yahut Toprak cinsinden herhangi bir şeye vurup yüzü silmek, meshetmek. . Yine elleri temiz toprağa yahut toprak cinsisinden herhangi bir şeye vurup kolları dirseklerle beraber silmek.

2-Boy Abdesti’nin (Gusül’ün / Guslün…) Farzları.

a)Ağza bolca su vermek.

b)Buruna bolca su vermek.

c)Bedenin tamamını hiç kuru yer kalmadan yıkayıp pak eylemek (Temizlemek).

Boy Abdesti’ne başlamadan evvel büyük ve küçük abdest yollarını temizleyerek yıkamak zorunluluğu vardır (Necasetten Taharet…)

3-Namaz Abdesti’nin Farzları.

a)Elleri, kolları dirseklerle beraber yıkamak.

b)Yüzü yıkamak.

c)Başın dörtte birini meshetmek.

d)Ayakları Topuklarla beraber yıkamak.

Ağız, burun ve kulak Temizliği Namaz Abdesti’nin Sünnetleridir.

4- İslâm’ın Şartları.

a )Kelime-i Şahadet Getirmek [(Eşhedü en lailahe İllallah ve eşhedü enne Muhammeden A’bduhuu ve Rasuluhuu.) Şehadet ederim ki Allah birdir. O’ndan başka İlah yoktur. Yine şahadet ederim ki Peygamber Hz Muhammed O’nun kulu ve Resulüdür... Sözünü ve anlamını dil ile ikrar, kalp ile Tasdik eylemek).]

b)Namaz Kılmak (Sabah, Öğle, İkindi, Akşam, Yatsı ve Erkeklere Farz olan Cuma Namazı dâhil kılınmakta olan Namazlardır).

c)Ramazan Orucunu Tutmak (Ay Yılı Hicret Takvimine göre Ramazan ayı gelince tutulup bittiğinde Ramazan Bayramı ile sona eren oruçtur).

İmsak Vaktinin başladığı andan Güneşin batımına ,Akşam vatine kadar yemek, İçmek ve benzeri ihtiyaçlardan bu süre içinde geri durmaktır.

d)Zekât Vermek (96 Gramdan çok Altın ve 666 Gramdan çok Gümüş miktarı servet sahibi olan Kadın ve Erkeklerin bu servet ve mallarının Kırkta birini hiçbir karşılık beklemeden Fakir Fukaraya geri istememek üzere vermeleridir).

e )Hac’ca gitmek (Hac yolculuğu yapacak kadar mal ve servete sahip bulunan Erkek ve Bayanların Hac Mevsimi olan Hicri Ay Yılı Takvimine göre Zilhicce ayının İlk İki Haftasında, sayılı günlerde Mekke şehrine giderek Kâbeyi ziyaret etmeleri Kurban Bayramının Arife günü Arafat adı ile bilinen mekânda gün batımına kadar kalmaları ve Mekke’ye dönerek Beytüllah’ı Tavaf etmeleridir).

Hac sırasında Peygamber Efendimiz Hz Muhammet (sav) in Medine şehrindeki Mübarek Kabirleri ve Mescid-i Nebevi ziyaret edilir.

Tabkat-ı Fukahâ’dan / Fıkıh İlmi dalındaki Din Büyüklerinden sonuncusu olan İbn-i Abidine göre Cihad ile birlikte İslam’ın Şartları altı tanedir.

a)Cihad [Başkalarını İbadet maksadı ve gayesi ile Kötülükten caydırmak ve İyiliği Emretmektir. (Emr-i bil Ma’ruf ve Nehy-i ani-l Münker).]

Allahu Teala’nın yeryüzünde yarattığı Nimetlerinin Adalet Ölçüleri içersinde paylaşımını öngören Mücadele ve çalışmalardır.

5-İmanın Şartları.

1)Allah’ın Varlığına, birliğine İnanmak[(Kelime-i Tevhid)

La İlahe İllallah, Muhammedün Rasulullah sözünü dil ile İkrar, kalp ile Tasdik eylemek]. Bu sözün anlamı. Allah’tan başka İlah yoktur. Peygamber O’nun kulu ve Resulüdür.

2)Allahü Teâla’nın Meleklerine İnanmak.

Melekler Nurdan yaratılmış varlıklardır. Yemezler, İçmezler. Giyinip kuşanmazlar. Erkeklik ve dişilikleri yoktur. Kendilerinde asla kötülük meydana gelmez. Her zaman iyilik yapmakla yükümlüdürler.

Cennet’te görevli bulunan iyilik meleklerine Rıdvan, Cehennem’de günahkâr, fasık, zalim, müşrik, münafık, kâfir kimselere azap etmekle görevli Meleklere de Malik denir.

İnsanları devamlı kötülüklere yönelten en büyük insan ve İslam düşmanı şeytandır. Ateşten yaratılmıştır. İnsanları ve Cinleri daima kötülük yapmaya yöneltir. Günah işlemeleri için kendilerini aldatır.

İnsan ve Cinlerin içinde kendilerini kötülüklere yönelten Nefis adı ile bilinen kötü bir duygu vardır. Şeytan ile birlikte hareket eder. Özellikle Müslüman Cinler ve İnsanların sahip bulunduğu bu Nefis her zaman kendilerine kötülük yapmalarını emrederler.

Allahü Teala İnsanlara ve Cinlere Kendi Nefislerinden ve Şeytandan korunmaları için Kitap ve Peygamber göndermiştir.

İnsan ve Cinlerin Nefislerine tat veren her şey günahtır. Ruhlarına azap verir. Ruhlarına tat veren herşey Nefislerine zor gelir. Nefisten ve şeytandan uzak durmak, kişiye Allahü Teala’nın rızasını ve hoşnutluğunu kazandırır.

Dört büyük Melek vardır

1)Azrail (as):( İnsan, Cin ve diğer varlıkların vefat ettikleri zaman ruhlarını bedenlerinden alarak Berzah Âlemi adı ile var olan Ruhlar Âlemine getirir).

2)Cebrail(as):( Allahü Teala’dan aldığı Emir ve Buyrukları Peygamberlikle görevli bulunan Nebilere ulaştırır).

3)Mikail (as):( Tabiat olaylarını sevk ve idare eder. Yüce Allah’ın emri üzerine Canlıların rızklarını dağıtır).

4)İsrafil (as):( Kıyametin kopmasını birinci sura üfürerek, bütün Canlıların, İnsan ve Cinlerin öldükten sonra tekrar dirilip Hesap günü Mahşer meydanına toplanmaları için İkinci Sura üfürmek üzere hazır bekleyen Melektir).

Diğer büyük Melâikeler…

1)Kirâmen Kâtibin Melekleri [(Yazıcı Melekler). İnsanların ve Cinlerin Sevab ve Günahlarını her birinin Amel defterlerine yazmakla görevli bulunan melektir.]

2)Münker Mekir (Sual) Melekleri. Kabirlerinde İnsanlara ve Cinlere Rabbin kim? Peygamberin kim? Hangi Dine İman ederek O dini kabul ettin? Gibi sualler sorarak Cevaplarını Levhi-i Mahfuz makamındaki Amel defterlerine taşıyan, aynı zamanda Mahşer Meydanı ve diğer Makamlarda sualler soracak olan Melaikelerdir.

3)Koruyucu ve yardımcı Melâikeler. İslam Ordularına ve İslam Gezilerine yardım eden Melaikeler.

4)Zebânîler: Azap Melekleridir. Berzah Âleminde ve Berzah Hayatı sonrası Mahşer Meydanında ve Cehennemin diğer Tabakalarında Münafık, Kâfir ve Müşriklere, Sapıklara ve diğer günahkâr Fâsık ve Zalimlere azab etmek ve zulme maruz kalmış kimselerin intikamını almak üzere hazır bulunan Meleklerdir.

Dünya hayatı içerisinde azgınlıkta ileri giden bazı kavimler topluluk ve şahıslarıda cezalandıran, bozgun veren meleklerde vardır.

3)Allahu Teala’nın Kitaplarına İnanmak.

Yüce Allah tarafından Peygamberlere Melek Cebrail aracılığı ile 104 Kitap gönderilmiştir.

En büyüğü Kur’an-ı Kerim olmak üzere dört büyükleri Kitap; diğer Peygamberlere gönderilenlere Suhuf / Sahife’lerdir.

a)Kur’an-ı Kerim Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) e,

b)İncil İsa Peygamber (sav) a.

c)Zebur Davut Peygamber (sav) a.

d)Tevrat Musa Peygamber (sav) a indirilmiştir.

4)Allahü Tealâ’nın Peygamberlerine inanmak.

İnsanların Ata’sı Peygamberlerin evveli Hazret-i Adem Peygamber (as)dır. O’nunla birlikte Havva annemiz dünyayı şereflendirmiştir.

İsa Peygamber (as) ; Semalara Allahü Teala Tarafından yükseltilmiş olup yeryüzüne zaman içerisinde inecek, her insan gibi ömrünün sonunda vefatı söz konusu olacaktır.

Hatemü’l-Enbiya Hz. Muhammed (sav) Peygamberlerin en büyüğü ve son Peygamberdir.

5)Kader’e; Yani Hayır ve Şer’rin, İyilik ve Kötülüğün Allah’tan geldiğine İnanmak.

6)Ahiret Gününe İnanmak

Ahiret Günü: Ölüm hali meydana geldiği vakit Ruhların Berzah Âlemi’ne göçüp Bedenlerin Toprakta kalacağına, Kıyamet Günü aynı anda ölecek olan herkes ile birlikte bir süre (kırk yıl) son Berzah Âlemi’nden; eti ile kemiği ile tekrar bir daha ölmemek üzere dirilip; yapılan ve yapılmayan her hareketleri hakkında; İnsanlar, Cinler ve diğer canlıların hesaba çekileceği Büyük Güne İnanmak.

Kıyamet, Ahiret, Ölüm ve Ötesi… Hakkında bilinmesi gerekli bulunan Dini Kavram’lar.

a)Levh-i Mahfuz (Bütün Mükellef akıl sahipleri İnsan ve Cinlerin İyi ve Kötü Amellerini, hal ve hareketlerinin kayıt altına alındığı, gerçek halinin Yüce Allah tarafından bilindiği mekân).

b)Defter-i Â’mal(Levh-i Mahfuz makamında saklı bulunan her akıl sahibi İnsan ve Cinler hakkında hal ve hareketleri, İman edip etmediği hakkında yapıp yapmadığı her şeyin yazılı bulunduğu Amel Defteri).

c)Makber, Mirkkad veya Sanduka (Beşken Prizma geometri şekli ile hazırlanıp yapılan, Kabirlerin üzerine konan Üst Muhafaza. Müslüman mezarları üzerindeki Türbe).

d)Lahd (Sert zemin üzerinde kazılan, geometrik şekli Dikdörtgen Prizma ve Dik Üçgen Prizma şeklinde kazılan mezar çeşidi).

Şakk (Yumuşak zemin ve Kumsal’da kazılan yatay ikizkenar üçgen Prizma şeklinde mezar çeşidi).

e)Berzah Âlemi [Öldüklerinde İnsan ve diğer canlıların bedenlerinin kabirlerinde kaldığı, Ruhlarının; bir tarafı Cennet bahçelerinden bir bahçe, diğer Bir tarafı da Cehennem çukurlarından bir çukur olarak bilindiği Kıyamet Gününden (Kırk yıl gibi) bir süre sonra tekrar dirilmek üzere Yüce Allah tarafından bekletilmekte olan büyük Mekân.]

f)Sayha=Sur [Dört Büyük Melekten İsrafil (as) ‘ın Kıyametin kopma anını bildirecek olduğu çağrı. Meydana getireceği büyük esinti. Aynı anda dünyayı kaplayacak olan ses. Diğer bir adı ile Nefha].

g)Kıyamet (Dünya hayatının son bulması. O gün canlı bütün varlıkların, İnsan ve Cinlerin aynı anda ölmesi. Dünya kurulduğundan o güne kadar yaşamış bütün İnsanların ve Cinlerin Berzah Âleminde buluşması).

h)Ahiret (Kıyametin kopması ile başlayan, bütün İnsan ve Cinlerin, var olan Canlıların ölüm halinde dirilip Mahşer Meydanında toplanması. Hangi yaşta ölmüş olursa olsunlar otuz üç yaşındaki gençlik halleri ile ve bir daha ölmemek üzere dirilecekleri Büyük Gün).

ı)Meydan-ı Arasat [(Mahşer Meydanı (Kıyametin kopma anında ve Dünya kurulduğundan o güne kadar yaşayıp ölen canlıların yeniden dirilerek Mahkeme olacakları, Amel Defterleri’nin sağdan yahut soldan verilerek Mizan-ı Kebir adı ile bilinen Terazi’de günah ve sevapların tartılacağı büyük mekân)].

j)Havz-ı Kevser [Mahşer Gününün hareket ve dehşetinden korunması için Allahü Teala tarafından Peygamberimiz (sav)’in şefaat edeceği kullarla birlikte yararlanıp içecekleri Havuz, Nehir].

k)Mizan (İnsanların ve Cinlerin Sevabı ve Günahlarının tartılacağı büyük Terazi).

l)Şefaat (Peygamberimiz ve diğer geçmiş Peygamberlerin, Allahu Teala’dan mümin kulları için yapacakları bağışlanma dileği).

m)Sırat (Bütün Mükellef İnsan ve Cinlerin Mahşer Meydanı ve Mizan’dan sonra geçmek durumunda oldukları Köprü).

n)Şefaat [Peygamberimiz (sav) ve diğer geçmiş Peygamberlerin, Allhü Teala’dan Mü’min kulları için yapacakları bağışlanma dileği]

o)Cennet (Hak Teala’nın emri üzere kurulan; Mü’min kulları’nın içinde bulunup bir daha ölmemek üzere ebediyen kalacakları, bütün güzellik ve iyiliklerin içinde bulunduğu büyük mekân).

p)Cehennem (Cenab-ı Hak’kın emri üzere kurulan Cehennem; İlâhî Adaletin yerini bulacağı; Tecelli edeceği Ceza ve Azap Mekânı).

6-Namaz’ın İçinde ve Dışındaki (Şart’lar) Farz’lar.

a)Namaz’ın Dışındaki Şartlar.

1) Hadesten Taharet (Boy Abdestine ve Namaz Abdestine bedel Teyemmüm etmek, Boy Andesti ve Namaz Abdesti almak).

2)Necasetten Taharet (Bedenimizi, Elbisemizi, Namaz kılacağımız yeri ve Çevremizi her türlü kirden Temiz Tutmak).

3)Setrü Avret (İslamın öngördüğü kurallar doğrultusunda örtünüp giyinmek).

Erkeklerde Setrü Avret (İnsan Vücudunun Göbekle diz kapakları arasında kalan kısımların Örtünüp giyinilmesi öngörülen kısımlardır).

Bayanlarda Setrü Avret ( Eller bileklere kadar, Yüz, Ayaklar topuklara kadar olan kısımlardan başka bütün vücudun örtünüp giyinilmesi emir buyurulan âzâlardır).

Müslüman bayanların Başörtü takarak boyun ve çene altılarını örtmeleri İslâmın öngördüğü Temel kurallardandır.

4)İstikbal-i Kıble (Namaz kılarken Kâbe’nin bulunduğu Mekke Şehrindeki Beytullah adı ile bilinen yapıya yönelmektir).

5)Vakit (Beş Vakit Namaz, Cuma vesaire Namazları belirlenen Vakitlerde kılmaktır).

b)İçindeki Şartlar:

1)İftitah Tekbiri (Namaza Allahü Ekber Lafzı ile başlamak).

2)Kıyam (Namazda ayakta durmak).

3)Kıraat (Namaz’da Kur’an, Dua ve Tesbihat Okumak).

4)Rukû (Namazda Eğilmek)

5)Sucud (Namazın her rekatının sonunda iki defa Secdeye varmak)

Alnı ve burnu yere koyarak Secdeye kapanmak.

6)Kaade-i Âhire (İki rekâatın sonunda ve son rekâatların bitiminde

Ettehıyyatü Duasını okuyacak kadar oturmak).

Teverrük=Teşehhüd miktarı oturmak. Son oturuşta Ettehıyyatü ile birlikte Salâvat-i Şerife’leri ve Rabbena âtina… Dualarını birlikte okuyarak Selam vermek.

6

Mezheplerimiz.

1.İtikat’da Mezheplerimiz

a)Maturidiyye Mezhebi [İmam Ebu Mansur Muhammed Maturidi (Rahmetüllâhi Aleyh)tir].

Hicri 238–333, Miladi 825–944 (Türkistan / Özbekistan Semerkant şehrindeki Maturid köyü yahut kasaba’sında yaşadı).

b)Eş’ari Mezhebi [İmam Ebu’l-Hasan Ali bin Eş’ari(Rahmetüllâhi Aleyh)’tir. Hicri 260 Miladi 873–936 (Basra’da Yaşadı. Bağdat’ta vefat etti)].

c)Selefiyye (Ehli Sünnet ve’l-Cemaat Mezhebi).

2. Ameli Hükümlerde Mezheblerimiz

a)Hanefi mezhebi. [İmam-ı Azam Ebu Hanife (Numan bin Sabit Rahmetüllâhi Aleyh)’tir. Hicri 80–150 / Miladi 699–767.Küfe’de Doğdu. Bağdat’ta vefat etti].

b)Şafii Mezhebi. [İmam Şafi… Muhammet bin İdris Eş-Şâfi (Rahmetüllâhi Aleyh)’tir. Suriye’nin Gazze şehrinde doğdu. Medine’de yaşadı.(Hicri 150–204. Miladi 742–195)].

c)Hanbelî Mezhebi. [İmam Ahmet bin hanbel(Rahmetüllâhi Aleyh)’tir. Hicri 164–241 Miladi 787-854. Bağdat’ta doğdu burada yaşadı.

d)Maliki Mezhebi. [İmam Malik bin Enes(Rahmetüllâhi Aleyh)’tir. Medine’de doğdu ve burada yaşadı. Hicri 93–179. Miladi 712–795.]

7

Akli ve Nakli İlimler.

1. Nakli İlimler.

a)Kur’an.

b)Hadis.

1)Kudsi Hadis [Peygamber (sav)’in Rabbimizden rivayet ettikleri kutsal kelam, mübarek sözlerdir].

2)Nebevi Hadis (Peygamber Efendimizin Mübarek sözleri, davranış, hal ve hareketleri, yanındaki diğer Mü’minlerin Sahabelerin davranışlarından itirazının bulunmadığı ve onayladığı hal ve hareketler hakkında yazılı bulunan metinlerdir).

2.Aklî İlimler.

a)Felsefi İlimler (Bu ilimlerin sınırı, hududu yani hareket alanı akıldır. Aklın ötesine çıkamaz, Duyu organlarının belirlediği ölçüler hakkında karar veremedikleri gibi, Dini Hükümlere asla ulaşamazlar).

b)Fen Bilimleri (Bu İlimlerin hareket alanı beş duyu organının ulaşabildikleri mekânla sınırlıdır. Dini Kaynakların belirlediği alanlara kısmen varmaları mümkün olursa ve Dinin Kaynağına varabilmeleri mümkün değildir).

Din İlâhî Vahiye, Bilim Deney’e dayanır.

8

Mübarek Gün ve Geceler.

1. Hicri Takvimde ve Müslümanların Hayatında Önemli yeri bulunan Mübarek Günler.

a) 1 Muharrem Hicri Yılbaşı [Peygamberimiz (sav)’in Mekke’den Medine’ye Hicret Tarihi esas alan (Ay Yılı ) Kameri Takvim’in başlangıcıdır].

b)Aşure Günü

Kameri Hicri ( Hicri Ay Yılı) Takvimine göre; Muharrem Ayının Onuncu Günü Aşure Günü olarak bilinir. Müslümanlar tarafından bu günde Aşure Gününe özel Mevsim şartlarında bakliyat cinsinden her türlü gıda maddelerinin malzeme olarak kullanıldığı bir çorba yapılır. Komşulara, yoksul kimsesizlere, bazen de gayri Müslim olan komşulara bu çorbadan ikram edilir.

Peygamberimiz Hz. Muhammet (sav) beraberindekilerle 16 Temmuz 622’de Mekke’den hareket etmiş, 23 Eylül 622 tarihinde Medine’ye varmıştır.

İki Türlü Hicret Takvimi Vardır

1. Hicri Şemsi / Güneş takvimi [Celâli Takvimi (Rumî Takvim)]

2. Hicri Kameri /Ay Yılı Takvimi.

b) Büyük Fetih / Mekke’nin Fethi [(Hicretin Onuncu yılı Ramazan 21). Hicri 20 Ramazan 10].

Miladi Takvime Göre 1 Ocak 632.

c)Veda Hac’cı Hutbesinin Îrâd Edilişi (Okunuşu):

Hicretin onuncu yılı. Ay Yılı Takvimine göre Zilhicce 22.Miladi Takvimine göre 23 Şubat 632.

d)Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in Vefatı.

Hicri Kamerî Rebiül-Evvel 10. Hicretin Onuncu yılı. Miladi Takvime göre 8 Haziran 632.

2.Mübarek Geceler, Üç Aylar ve Ramazan Bayramı

a)Mevlid-i Nebi [Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in Doğum Gecesi. Rebiüll-Evvel ayının 12’nci Gecesi Pazar gününü Pazartesiye bağlayan akşam İslam’ın Peygamberi Hz. Muhammet (sav) dünyayı şereflendirdi].

Hz. Muhammed (sav)’in doğumu Miladi Takvime göre 20 Nisan 571 Tarihidir.

b)Üç Aylar [Eş’şehrü’l Haram. Diğer bir adı ile Eşhuru’l-Hurûm… (Haram Aylar) Ay Yılı Kameri Takvime göre Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır].

c)Regaip Gecesi (Recep ayının ilk Cuma akşamı)

d)Miraç Gecesi [İslam’ın Peygamberi Hz. Muhammed (sav)’in en büyük Mucizesi olan Miracın meydana geldiği gecedir. Recep ayının 27’nci gecesidir].

Hicret’ten bir buçuk yıl önce meydana geldi. Beş Vakit Namaz bu gecede Farz kılındı.

e)Berat Gecesi (Şaban Ayının 15’nci gecesidir. Günahlardan arınma ve kurtulma gecesi demektir).

f)Ramazan Ayı (Oruç İbadeti’nin Müslümanlar tarafından meydana getirildiği aydır).

g)Kadir Gecesi (Ramazan Ayının 17’sinden sonuna kadar olan gecelerin içinden bir gecedir).

Kur’an-ı Kerim’in başından sonuna kadar Cebrail (as) tarafından Peyganber Efendimiz (sav)’e okunup okutturularak Hatim edildiği gecedir.

h )Ramazan Bayramı [Hicri Kameri (Hicri Ay Yılı) Takvimine göre Ramazan ayının sonu, Şevval ayının bir, iki ve üçüncü günüdür].

Bu bayramın birinci gününde Ramazan Bayram Namazı kılınır.

Ramazan ayı içinde Fakir, kimsesiz ve yoksullara verilemeyen Fıtır Sadakası adı ile bilinen sadaka kendilerine verilir. Müslümanlar bütün yakınlarını ziyaret eder birbirleri bayramlaşırlar.

Kabirler ziyaret edilir. Orada yatanlar için Allahü Tealâ’dan bağışlanmaları için Dualar yapılır.

3.Hac ve Kurban İbadeti

Kurban Bayramı: Mekke şehri dışındaki Dünya Müslümanları tarafından Vacip olan Kurban Bayramı Namazı kılınır. Bayramdan bir gün önce Arife Günü Sabah Namazından başlayarak Kurban Bayramının dördüncü günü İkindi Namazı’nın Farzı dâhil: Bütün Namazların Farzından sonra Teşrik Tekbirleri adı ile bilinen Tekbirler getirilir. Kurban Bayramı namazından sonra İbadet kasdıyla Kurbanlık büyük ve küçükbaş hayvanlar kesilip Kurban İbadet yerine getirilir.

a)Hac Mevsimi (Hac İbadeti’nin Mekke Şehrinde yapılıp Arafat adı ile bilinen mekânda bir süre kalarak yerine getirildiği Mübarek günlerdir).

Hicri Kameri (Hicri Ay Yılı) Takvimine göre Her yıl Zilhicce Ayının 1’nci gününden 20’sine kadar olan günler Hac Mevsimidir.

Zilhicce Ayının 9’uncu günü Mekke şehrine 28 Km uzaklıktaki Arafat adı ile bilinen mekânda gece geçirilir. Zilhicce ayının 10’uncu günü Kurban Bayramıdır. Mina denilen yerde Şeytan Taşlanır. Kurban kesilir. Traş olup ihramdan çıkılarak Mekke Şehrinde Kâbe-i geçilerek Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in Mübarek Kabirleri (Ravza-i Mutahhara) ziyaret edilir. Bu kutlu belde’de bir hafta veya birkaç gün ikamet edilerek memlekete dönülür.

Kurban Bayramı: Mekke şehri dışındaki bütün Dünya Müslümanları tarafından Vacip olan Kurban Bayram Namazı kılınır. Kurban kesme ibadeti yerine getirilir. Arefe günü Sabah Namazından başlayarak Kurban Bayramının dördüncü günü İkindi Namazının Farzı dâhil bütün Namazların Farzından sonra Teşrik Tekbirleri olarak bilinen Tekbirler getirilir.

HADİS-İ ŞERİFLERİN YER ALDIĞI METİNLERE AİT KOLLEKSİYON KİTAPLARI (I)

A) MÜSNEDLER

1- El-Muvadda İmam Malik

2- Müsned Ahmet bin Hanbel

B) SÜNENLER

1- Sahih-i Buhari Muhammed bin İsmail el-Buhari

2- Sahih-i Muslim Muslim bin Haccac en-Nisaburi

3- Sünen-i Ebu Davud Ebu Davud es-Sicistani

4- Sünenü’ün-Nesai Ebu Abdurrahman en-Nesai

5- Süneni İbn-i Mace İbn-i Mace el-Kazvini

6- Sünen-i Tirmizi Ebu Musa Muhammed

et-Tirmizi.

7- Sünen-i Darimi Ebu Muhammed Abdullah bin

Abdurrahman ed-Darimi es-

Semerkandi

C) MİŞGAT-I ŞERİFLER

1- Mesabihüs’sünne Begavi

2- Mişgatü’l Mesabih Hatib et-Tebrizi

3- Camiüs’sağir Celaleddin es-suyuti[1]

HADİS-İ ŞERİF METİN KOLEKSİYONU KİTAPLARI KAYNAK ESERLER (II)

A-MÜSNEDLER

1- Müsned Ahmed bin Hanbel (r.a)

2. El-Muvadda İmam Malik (r.a)

3. Müsned Ebu Yâla el-Mavsıli Bakıy bin-Mahlen

(r.a)

B- MUSANNEFLER

1- Musannef Abdurrezzak bin Hemman (r.a)

2. Musannef Ebu Bekir bin Şeybe (r.a)

C-MU’CEMLER

1- El-Mu’cemü’l Kebir

2- El-Mu’cemü’l Evsat

3- El-Mu’cemü’l Asğar Taberâni (r.a)

4- Mu’cem Hâkim en-Naburi (r.a)

5- Mu’cem Şemseddin ez-Zehebi (r.a)

D-CAMİ’LER

1- Sahih-i Buhari Ebu Muhammed bin İsmail El-

2- Sahih-i Müslim Müslim bin Haccac en-Nisaburi (r.a)

Buhari (r.a)

E-SÜNEN’LER

1- Ebu Davud Ebu Davud es-Sicistani (r.a)

2- Tirmizi Ebu Musa Muhammed et-Tirmizi (r.a)

3- Nesai Ebu Abdurrahman en-Nesai (r.a)

4- İbn-i Mace İbn-i Mace el-Kazvini

5- Sünen-i Darimi Ebu Muhammed Abdullah bin

6- Sünen-i Dare Kudni Abdurrahman ed-Darimi

7- Sünen-i Beyhaki es-Semerkandi (r.a)

Dare Kudni (r.a)

Beyhagi (r.a)

F-MÜSTEDREKLER

1- Telhisü’l Müstedrekler. Ez-Zehebi (r.a)

2- Müstedrek Hâkim en-Nisaburi (r.a)

G-MÜSTAHRECLER

1- Müstahrec Kettani (r.a)

H- ERBEU’N’LAR (KIRK HADİSLER)

1- Kırk Hadis İmam Nevevi (r.a)

2- Kırk Hadis Molla Cam’i ve Hakani (r.a)

I-MİŞGAT-İ ŞERİFLER

1- Mesabihüs’sünne Begavi (r.a)

2- Mişgatü’l Mesabih Hatib et-Tbrizi (r.a)

3- Camiü’s-sağîr

J- TASNİF ESERLER

1- Meşarik’ul Envar Sağani (r.a)

2- Et-Terğib vet-Tertib Hafız el-Munzıri (r.a)

3- Riyazüs’salihin Nevevi (r.a)

4- Bulüğu’l Meram ve Edilletil Ahkâm Askalâni (r.a)

5- Kenzü’l Umal fi Süneni’l Akval Alâeddin el-Hindi (r.a)

6- Cem’ul Cevam’i ve el-Camius’sağîr Suyuti (r.a)

7- Kenzü’l Hakayık fi Hayri’l Halayık Abdurrauf el-Münavi (r.a)

8- Ramuz’ul Ehadis Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi (r.a)

9- Keşfü’l Hafa ve Müzilü’l-Libas İsmail bin Muhammed el-Cerrah (r.a)

10- Esna’l-Metalib fi Ehadis-i Muhtelifeti’l Meratib Muhammed bin Derviş el-Beyruti

(r.a)[2]


PEYGAMBERLİK

Peygamber (Kelime anlamı): Bir haberi getirip bildiren kimse demektir. Din Istılahında / Dini Kavram olarak Allahü Teala’nın kullarına bildirmek için Memur ettiği, bir diğer ifade ile Görevi kıldığı pek muhterem İnsanlardan birine Peygamber adını vermiştir.

Mucize: Başkalarının meydana getiremeyeceği harikulade yahut olağanüstü işlerdir. Peygamberliğin doğruluğuna şahitlik için O’nun tarafından Hak Teala’nın Kudreti ile meydana getirilir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in en büyük Mucizesi Miraç olayıdır. Diğer Mucizelerinden biri de Ayı parmağı ile işaret buyurdukları gibi iki parçaya bölmeleri, yine parmak işareti ile Ayın tekrar önceki haline kavuşması olayıdır.

Keramet: Bir kısım olağanüstü Harikulade işler ve hallerin meydana gelmesidir ki Allahü Teala’nın Kudreti ile Evliya (Veli kelimesinin çoğuludur…) adı ile bilinen kullar tarafından tarafından oluşturulur. Bunlar da tabi oldukları Peygamber için hayatta olmadıkları veya olabilecekleri halde bile Mucize’den sayılır. Çünkü O Peygamber gerçek anlamda bir Peygamber olmasa idi kendisine tabi olanlardan böyle kerametler meydana gelmezdi.

İstidrac / Meunet: Peygamberlik iddiasına kalkışmayan bazı sıradan kimselerden meydana gelen ve sıra dışı bir halde görülen bir takım olaylar istidrac denir. Hiçbir zaman olayı meydana getiren şahıs veya kişi için bir büyük kişi olduğuna kanıt oluşturmaz. Allah’a ve Ahiret Gününe iman etmeyen böyle kimselerden böyle olaylar meydana getirenler olursa bunlara istidrac ehlidilir denilir.

Böylesi yalancı kimselerin Mucize veya Keramet, harika vs… diye meydana getirecekleri şeyler, şüphe yak ki; ya göz boyama hadisesidir veya bazı ilmi kurallara dayanan bir yanıltma sanatıdır.

Nebi: Amel Edilmek üzere yeni bir Kitap, yeni bir şeriat ile bir Ümmete / Millet Topluluğa Peygamber gönderilmiş olan Kutlu kişiye Nebi denir. Böylesi büyük kimselere Nebi denildiği gibi Peygamber, Resul veya Mürsel denir.

ALLAHÜ TEALA’NIN SIFATLARI

Zati Sıfatlar ve Subuti Sıfatlar olmak üzere İki Kısma ayrılır.

ZÂTÎ SIFATLAR
1-Vücut: Allah vardır, Birdir. Eşi, benzeri Şeriki (Ortağı) yoktur.

2- Kıdem: Allahü Teala’nın Sonu yoktur.

3- Beka: Allahü Tela’nın sonu yoktur.

4- Vahdaniyet: Bir’dir.

5- Muhalefetü’n-Lil Havadis: Eşi ve Benzeri yoktur.

6- Kıyam bi Nefsihi: Hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şey O’na muhtaçtır.

SUBÛTÎ SIFATLAR

1- Hayat: Allahü Teala daima Diridir.

2- İlim: Her şeyi bilendir

3- İrade: Dilediği her şey Dilediği an olur.

4- Sem’i: Her şeyi İşitendir.

5- Besar: Her şeyi görendir.

6- Kudret: Her şeye gücü yeter.

7- Kelam: Yarattıklarından dilediği ile konuşandır.

8- Tekvin: Diriltir. Öldürür. Azap eder. Rızıklandırır.

PEYGAMBERİN SIFATLARI

1- Sıdk: Sözünde durma. Asla yalan söylememe.

2- Emin (Emanet): Emanete sahip olma. Doğruluk sahibi kişi olma.

3- Tebliğ: Allahü Teala’dan aldıkları Emir ve Buyrukları Tam ve Doğru olarak İnsanlara bildirme. Bu yolda her türlü güçlüğe katlanma.

4- İsmet: Asla günah işlememe.

5- Fetanet: İnsanlar içinden akıllı ve zeki olma.

RAMAZAN VE KURBAN BAYRAMIN’DA BAYRAMLAŞMA (MÜSTEHAB’TIR…)

Bayramlaşma niyeti ile başkası ile tokalaşıp el sıkışan yahut bir kişi ile kucaklaşmakta olan kişi’nin ilgili kimse’ye ‘Bayramınız mübarek olsun’ der; (Asla… Bayramın mübarekli olsun… Gibi düşük bir cümle ve ifade ile maksadını açıklamamalıdır… Her ne kadar böyle yapılıyor ise de bu hareket yanlıştır).

Kendisi ile bayramlaşılmakta olan kişi’nin de cevap olarak; ‘Hepimizin Bayramı Mübarek olsun.(…yukarıdaki düşük Cümle ile ifade edilen sözün karşılığı olarak da benzer bir düşük cümle ile cevap; sizinde mübarek olsun… Diyerek başka bir düşük cümle ile cevap vermemelidir… İslam’a ve Müslüman’a, diğer Müslümanlara yakışıksız ve düşük cümle ile bayramlaşmak asla yakışmamaktadır. Bir başka kötü örnek de… Seninki de Mübarek olsun… Gibi her hangi bir şekilde olmamalıdır).

Dünya Müslümanlarının Bayramı Mübarek olsun…

Muhammed Ümmeti’nin Bayramı Mübarek olsun…

Bütün İslam Âlemi’nin Bayramı Mübarek olsun… Diyerek düzgün, Dil kurallarına uygun bir ifade kullanılarak verilmesi gereklidir. İslam güzeldir. Güzel olanı kabul eder. Düşük Cümleler kullanılarak; Hele Dînî Bayramı tebrik etmek hele de Müslüman topluluklara asla yakışmadığı bilinmeli ve böyle kabul edilmelidir.

Hac’dan dönen bir Müslüman; Ziyaret edildiğinde kendisine ‘Hac’cınız Mübarek olsun’ veya Hac’c-ı Şerif’iniz Mübarek olsun… Allah (cc) Hac’c-ı Şerifinizi Mebrûr eylesin… Diyerek hoş beş etmeli, Hac’dan dönen şahıs da; ‘Allah niyetinizi kabul eylesin. Size de Nasip’ olsun diyerek karşılık vermelidir (*) [3]


İSLAMİ KAYNAKLARDA ADI GEÇEN VE KIYAMETE KADAR SÜREKLİ YERYÜZÜNDE HAYAT SÜREN EVLİYA-İ KİRAMDAN OLUP PEYGAMBER OLDUKLARINA DAİR BİLGİLER BULUNAN İKİ BÜYÜK KUTLU İNSAN VARDIR.

Denizlerde zorda kalan kişilerin; Mü’minlerin imdadına yetişerek yardım eden İLYAS(A.S.);

Karada aynı durumda olan kişi ve topluluklara yardım eden HIZIR (A.S.);olmak üzere iki büyük insan halen hayattadır. Kıyamet Gününe kadar da kendilerine ölüm gelmeyecektir.

İslam Tarihi; hatta Dünya Tarihi boyunca süregelen ve Hikmet İlmi’ni elde etmiş saygın kişilerden karada yaşayan kimselere AĞA, denizlerde çalışarak denizcilikle uğraşan ve denizlerde kıyısı bulunan yerleşim alanlarında hayat sürerek çalışan; İnsanlara yol gösteren kimselere de REİS denilmektedir.

Hikmet İlmi’ni elde etmiş bulunan bu kişilere Tasavvuf’ta Din Büyükleri kimselere Bilge Kişiler adı verilmiştir.

Bilge kişi ve Hikmet İlmi’ne sahip büyükler yetiştirmek amacı ile oluşan sosyal kurumlardan biri de tasavvuf’tur. Tasavvuf aynı zamanda İslam Ahlakını kurumlaştıran mekteptir

Ahilik, Fütüvvet ve Lonca’lar kurum olarak Tasavvuf’un oluşturduğu İktisadi ve Ticari hayatındaki şartlarını düzenleyerek belirli esaslara bağladığı teşkilattır.

TA’ZİM CÜMLELERİ

Allah’ü Teala’nın Doksan dokuz Adından Herhangi biri yanımızda anıldığında: Celle Celalüh yada Celle Celâlühu.(*)4

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in adı’nı duyduğumuz anda yahut yanımızda anıldığında Allahümme salli A’la Muhammedin vealâ Âli Muhammed.

Bizler adını andığımızda Sallellâhu Aleyhi ve sellem veya Aleyhissalâtü vesselâm.(**)4

Sahabe-i Kiram’dan; Yani Peygamberimiz Hz.Muhammed (a.s.v)’ı hayatta iken görüp tanımış, kendileri ile görüşmüş, bulunan büyüklerin adları anıldığında Radıyallâhu Anhum veya Radıyallâhu Anh.

Sahabi’lerden Bayan olanlar yahut Peygamberimiz’in Hanımları Annelerimiz; Veyahut Kızları’nın adları anıldığında Radıyallâhu Anhâ.

Evliya-i Kiram’dan ve diğer Din Büyüklerinden her hangi birinin adları yanımızda anıldığında; Bizlerde adlarını andığımızda Kaddesellâhu Sirrehû, Rahmetüllâhi Aleyh ve Kerremellâhu vechehû (Özellikle Hz. Ali Efendimiz’in adı anıldığında) açık sesle veyahut gizlice söylemek Vacip’tir. Müslümanlığın Âdab ve Şiarındandır.

HER MÜSLÜMANA, HERKESE CEVABI VERİLMEK ÜZERE

SORULAR VE SÖZKONUSU SORULARA CEVAPLAR

Rab’bim ALLAH (cc).

Din’im İSLAM.

Kitab’ım Kur’an-ı Kerim

Kıblegahım Kâbe (Mekke’de Beytullah)

Allahü Teala’nın Kulu’yum.

Âdem Peygamber (as)’ın soyundanım.

Peygamber Hz. Muhammed (sav)’in Ümmetiyim.

Peygamberim, Önderim Son Peygamber Hatemü’l-Enbiya Hz. Muhammed (sav)’dir.

Peygamber Hz. Muhammed (sav)’in Babası’nın adı Abdullah’tır.

Annesi’nin adı Amine’dir.

Süt Annesi’nin adı Halime Hatun’dur.

Ebesi’nin adı Şifa Anne Hatun’dur.

Dadı’sının adı Ümmü Eymen (r.anha)’dır.

Dedesi’nin adı Abdulmuttalip’tir.

Kendilerini yetim büyüten amcasının adı Ebu Talip’tir.

Peygamberimiz (sav)’in doğduğu yer Mekke Şehri’dir.

Miladi 20 Nisan 571 yılında, Ay Yılı Takvimi’ne göre de Rebiüll-EvvelAyı’nın 12’nci gecesi Pazartesi günü dünyamızı şereflendirerek doğdu.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’e 40 Yaşında iken Peygamberlik geldi.

Peygamberlik Görevi 23 Yıl sürdü.

Peygamberimiz (sav)’in kız evlatları ;Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Hz. Fatımatü’z-Zehra (radıyallahu anha) dır.

Erkek çocukları; İbrahim, Kasım ve Abdullah’tır.

Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav) in İlk Hanımı Hz. Hatice (r.anha) Annemizdir.

Din’in kaynağı Vahiy; Bilim’in kaynağı Deneydir.

Fütüvvet: Kavram ve kelime anlamı Gönül Yiğitliği demektir.

AMAÇLANAN HEDEF…

Her Müslüman’ın bilmesinde zorunluluk bulunan ve adına Zarurât-ı Diniyye denilmekte olan Temel Dinî Bilgileri her seviyedeki Müslümanlara ve Camilerdeki (Dârus’sıbyan) Kursiyer öğrencilere öğretmek.

Kıyamet, Ahiret, Ölüm ve Ötesi gibi kavramları içinde bulunduran Afiş ve Panolar (Risale-i Nur Külliyatı’ndan…).

Esma’ül-Hüsna Levhaları.

İsm-i Azam Duası’nın yazılı bulunduğu levha.

Hilye-i Saadet (Hilye-i Şerif levhası).

Hz. Muhammed (sav)’in Veda Hutbesi.

İslam Beldelerini konu alan Harita, Plan ve Krokiler.

Kaynak Eserler:

Büyük İslam İlmihali. Ömer Nasuhi Bilmen. Bilmen Yayınevi. / İstanbul.

Dinimiz (Çocuklara İlmihal Bilgileri) Abdulkadir Dedeoğlu. Osmanlı Yayınevi. Çocuk Kitapları Serisi. / İstanbul.

Yavrularımıza Din Dersleri. Ahmet Hamdi Akseki (Merhum Emekli Diyanet İşleri Başkanı). Nur Yayınları / Ankara

Abdest ve Namaz Hocası.Münire Aydın. Faruk Aydın. Müjde Yayınevi / İstanbul.

Fakih Sahabiler ve Mezheb İmamları. Osman Keskioğlu. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları / Ankara.

Peygamberimiz İslam Dini ve Aşere-i Mübeşşere. M.Zekai Konrapa. Fatih Yayınevi / İstanbul.

Hadis (I-II). Prof. Dr.Ali Yardım. Damla Yayınevi / İstanbul.

Kırk Hadis.Prof. Dr. Abdulkadir Karahan. Kültür Bakanlığı Yayınları / Ankara.

Fıkıh Dersleri (İmam-Hatip Liseleri için…) Mustafa Coşkun Şamil Yayınevi / İstanbul.

İslam Fıkhı ve Hukuku. Ali Fikri Yavuz İrfan Yayınevi. / İstanbul.

Fıkıh Usulü. Prof.Dr. Hayrettin Karaman. İrfan Yayınevi / İstanbul.

Medine Toplumu. Prof. Dr. Ekrem Ziya Umeri. Risale Yayınları / İstanbul.

Kudsi Hadisler (I-II) Ahmed Varol. Madve Yayınları / İstanbul.

Bütün Cepheleri ile Cihad. (I-II). Enver Baytan. Mevsim Yayınları / İstanbul.

İslam’da Helal ve Haram. Prof. Dr. Yusuf el-Kardavi. Hilal Yayınları / İstanbul.

İslâmi Uyanışın Problemleri. Prof. Dr. Yusuf el-Kardavi. Risale Yayınları / İstanbul.

Akaid Dersleri. Prof. Dr. Şerafettin Gölcük. Esra Yayınları Konya

Mecelle. Ali Himmet Berki. Hikmet Yayınları / İstanbul.

Fıkıh Tarihi ve İslam Hukuku. Osman Keskioğlu. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları / Ankara.

Dürretü’l-Fahire. Muhammed Esad Dilaveroğlu. Sönmez Neşriyat / İstanbul.

Ansiklopedik Edebiyat Sözlüğü. Seyit Kemal Karaalioğlu ( Bilim ve Kültür Eserleri dizisi). İnklap ve Aka Kitabevleri / İstanbul.

Okullarda Eğitsel Çalışmalar. Millî Eğitim Bakanlığı Vakıf Kolu (Yayın broşürü). Türkiye Emlâk Kredi Bankası Yayınları.


İSLAM FIKHI’NDA;

Mezheb hükmü ile Hadis Tearuz ederse (ayrı ayrı hüküm verirse… Çelişirse)Ne yapılır?

Hadis’in manasını, İllet ve ashabını anlayacak kişi Âlim ise, onun hakkında sahih Vedis’i bırakıp sırf rey’e dayanan Fakih sözü ile amel etmesi caiz olmaz.

Din’in Füru’u ( Fer’i meseleler = Füru’at… Yani Kur’an’da ve Sünnet’te açık ve kesin delil bulunmayan) kısmında Taklid nasıl olmalıdır?

a- Bir Müctehid’in bir başka Mücthid’i Taklid etmesi Fukaha Cumhuruna göre caiz değildir.

b- İctihad yapmaya muktedir olmayanlar için bir Müctehid’i Taklid etme zorunluluğu vardır. (*)[4]


HER HANGİ BİR KONUDA İSLAM’IN HÜKMÜ SORULUR; İLGİLİ KONUDA BİRDEN FAZLA HÜKÜM VARSA MÜSLÜMAN BU HÜKÜMLERDEN HANGİSİNİ KABUL EDEREK O DOĞRU LTUDA HAREKET ETMELİ?

İlgili Konuda kendisine birkaç Hüküm İfade edilen; Bildirilen veya birkaç Din Büyüğü’nden; Müfti’den ayrı ayrı Fetva alan Müslüman vicdanına danışarak bunlardan birinin, bir Hükmü’nün gösterdiği doğrultuda hareket eder (*).

Aldığı cevaplardan Vicdanen uygun bulduğu Hükmü: bu Hükümlerden yalnızca birini Uygulama ve Hayat haline getirmeye çaba gösterir.

Herhangi bir Konuda İslam’ın Hükmü kendisine sorulur da İlgili konuda birden fazla Hüküm bulunursa Din Görevlisi / Müfti Şahsiyet:Özel veya Tüzel kişi; Durum karşısında nasıl Hüküm (Fetva) verir?

Sorumluluğunu nasıl yerine getirir?

Sorulan bir Mesele’de Müctehidlerin Muhtelif bayanları varsa (Mezhep dâhilinde Müctehidler…), Müfti de deliller üzerinde inceleme yaparak birini Fıkıh İlmi bakımından Tercih yapabilecek düzeyde ise yalnız birini Tercih ederek onu söyler. Tercih yapabilir durumda değil ise; Ulema’dan bazılarına göre bildiği bütün görüşleri; Fetva’ları saymak zorundadır.

Usulü Fıkıh Ulema’sından bazılarına göre bu Mukallid Mufti istediği Müctehid’i Taklid edebileceği için, Hükümlerden, Fetvalardan bir tanesini ifade etse kâfidir.(*)[5][6]

Berzah Âlemi ve Âhiret Gününe İman…


NİKÂH AKDİ

Evlilikle birlikde Nikâh:

Hanefi, Şafii, Maliki Mezheplerine göre;

1- Mehir’siz…

a) Mehr-i Muaccel (Peşin Nakit Meblağ)

b) Mehr-i Mueccel (Te’cil Edilmiş Nakit Meblağ / Emval)

2- Şahit’siz (En az iki Erkek Şahit, Bir Erkek, bir erkeğe bedel İki Bayan Şahit. Mükellef ve Müslüman olmak kaydı ve şartı ile. Ergin olma yaşına gelmiş Müslüman ve Mü’min).

3- Veli’siz / Kefilsiz; (Anne-Baba veya Anne-Baba’nın Vekâlet verebileceği Mü’min ve Müslim İki Erkek veyahut Bir Erkeğe karşılık İki Kadın).

Velilerden biri Damat’ın, bir diğeri Gelin olacak Bayan’ın Veli’si olmak üzere…

Bu kurallar ve Hükmî Şahıslar (Özel ve Tüzel kişiler…) Olmadığı ortamda kıyılan Dînî Nikah Caiz değildir.1

İman ile Nikâh; Hz. Adem Peygamber (as)’dan günümüze, günümüzden de Berzah Âlemi ve Mahşer sonrası Cennet’e kadar; Cennet’te de birçok İbadet Mü’minlerin üzerinden kalkacağı halde; Nikah ile İman devam edecektir.2


KUR’AN-I KERİM’DE SECDE AYETLERİ

TİLÂVET (OKUMA) SECDELERİ

Kur’an-ı Kerim’de ondört yerde Secde Âyeti vardır. Kim bu Ayetlerden birini okur, veya okunurken duyarsa, her bir Ayet için bir defa Tilâvet Secdesi etmesi gerekir, ki; Buna kıraat (Okumak) secdesi denir.

Tilâvet (Okuma) secdesi yapan kimse;

Kıbleye yönelir…

Allahü Allahü Ekber… Diyerek Secde’ye varır,

Üç defa Sübhane Rabbiyel E’la der… Ardından Allahu Ekber…diyerek doğrulur ve ayağa kalkar.

‘Ğufrâneke Rabbenâ ve ileyke’l mesıiyyr …’ Diyerek Tilâvet Secdesini bitirir.1

Yapılması gereken secdelerin;

Yedisi Farz,

Üçü Vacip,

Dördü de Sünnet’tir.

Hangilerinin Farz, Vacip ve Sünnet olduğunu Şu Şiir? Ne güzel ifade ediyor:

Geldi ondört yerde, bil ki, secde-i Kur’an tamam,

Yedisi Farz, Üçü Vacip, dördü Sünnet, ey Hümam (Ey efendi).

Farz: A’raf. Nahl, İsra, Ra’d, Meryem, Hacc, Saad:

Vacib’i: Furkan, Elif Lâm Mim, Hâmîim, Vaselâm.

Sünnet oldu: Neml, İkr’a, Necm, hemde İnşikak,

Kaari (Okuyan) ve Sam’i (Duyan) olana emreder Rab’bü’l Enam…2



[1] Kırk Hadis. Prof. Dr Abdulkadir Karahan.

Kültür Bakanlığı Yayınları / Ankara.

Sayfa: 5–6

[2] HADİS I-II Prof. Dr. Ali Yardım. (Dokuz Eylül Üniversite’si / İlahiyat Fakültesi Hadis Öğretimi Okutmanı)

Damla Yayınevi / İstanbul

[3] Hazırlayan ve yazan: Feyzullah Karaman. Yusuf oğlu 1959 Sürmene doğumlu…

Ramazan 1425…

4 4(*) Ta’zim: Yüceltme. Büyüklüğünü tanıma. Diğer varlıklardan farklı ve olağandışı konumu ve büyüklüğünü, yüceliğini kabul etmenin ifadeleridir. (**) Salât ve Selâm / Salevat: Dua, Tebrik ve Ta’zim demektir (Kur’an-ı Kerim: Ahzab Sûresi. Ayet: 56).

[4] (*) Fıkıh Usulü. Prof. Dr. Hayrettin Karaman. İrfan Yayınevi. Sayfa 42-44.

1975 / İstanbul.

[5] (*) Fıkıh Usulü. Prof. Dr. Hayrettin Karaman. İfta ve Kaza bahsi. Sayfa: 51. İrfan Yayınevi 1975 / İstanbul.

[6] (*) A. g. e. Sayfa: 51.

1 Fıkıh Usulü. Prof Dr Hayrettin Karaman. İrfan Yayınevi 1965 / İstanbul.

Telfik Bahsi. Sayfa: 45.

2 Dürri’l-Muhtar. Nikâh Bahsi…

1 Kur’an-ı Kerim… Bakara Suresi: Âyet-…265.

2 Tecvid Dr. Ali Kemal Belviranlı. Nedve Yayınları. 1995 / Konya.

Sonraki Sayfa »